Enflasyonu kim tutuyor

Banka kredisinin maliyetine bir baktım. Kafadan %50 seviyesinde. Kullanan var mı diye sordum, varmış. Bankalar da hedef tutturacak tabi.

Bu faizlerle kredi kullanılmaz. Kullanılıyorsa kullanan işletmeler enflasyon üretemezse batarlar.

Elimdeki kısıtlı verilerle hesapladığımda faizin enflasyonist etkisi petrolünkinden daha az görünmüyor.

Özellikle aylık %2,90 üzerinde faiz büyük oranda fiyata yansıyor.

Bu şu demek; kredi faizlerinin %35'in üzerinde kaldığı surette enflasyon tutulamaz.

Kabaca %35 ile %50 arasındaki fark olan %15'lik faizin büyük bölümü doğrudan enflasyon olarak yansıyor. Geri kalanın azı... Bu da %21'lik ara hedefin zaten tutturulamaz olduğunu gösteriyor.

Bir de şu var tabi; zorunda olmasa da Merkez Bankası, faizin, kurun ve petrolün enflasyona etkisini hesaplar, kamuoyuyla da paylaşırdı.

Fakat son dönemde sadece petrolün enflasyonist etkisi paylaşılıyor. Faiz için de hesaplar yapılıyor mudur bilmiyorum, belki paylaşmak tercih edilmiyordur.

Nihayet bendeki verilerle yapabildiğim hesap bu. Gözleme de başvuruyorum tabi. İyi kötü yaklaşık bir sonuç... Akademik insaf sorumluluğum gereği de paylaştım.

Hasılı Merkez Bankası kur kanalıyla enflasyonu tuttuğu kadar faiz kanalıyla belki yüklüyor. Bu şartlarda petrolde agresif hareketler de varken enflasyon öngörüleri bulanıklaşıyor.

Peki bulanıklığın bir rasyonel içinde kalmasında etkili olan unsur hangisi

Daha önce de hem yazmış hem söylemiştim; savunma sanayi...

Gün geçtikçe yeni silah ve teknolojilerle savunma sanayinin ekonomik dengeleyici rolü daha da ön plana çıkıyor.

Gerçi ortodoks yaklaşıma göre Aselsan'ın hisse değeri artmaktadır ve bu artış servet etkisiyle enflasyona neden olur. O yüzden Aselsan enflasyonla mücadelede zararlıdır. Bakmayın siz bu ezberlere. Daha güçlü dezenflasyonist etki yapan hiçbir bileşen yok ekonomide. Fosil ve yenilenebilir enerji yatırımları ancak o denli etkili olabilir.

TUSAŞ, Baykar, Havelsan, Roketsan gibi savunma sektörü oyuncularımız da birkaç merkez bankası gücünde ekonomik katkı veriyorlar.

Milyarlarca dolar ihracat yapmaları değil mevzu. Türk ekonomisinin yüksek teknolojiye geçiş yolunda basamak olmaları da değil. Aslında bunlar olmalıdır ama maalesef değil yani.

Mevzu artan gerilim ortamında ekonomik aktörlere yayılan olgunlaşmanın verdiği özgüven, daha iyi ve daha iyi beklentisinin iyimserliği ve stratejik süreklilik...

Mum stoklayan Avrupa ülkeleri varken; dünya başkentliğine oynayan Körfez şehirleri onarılmaz eko-psikolojik yaralar almışken; karambolde Amerika'nın dahi gol yemesi mümkünken; para, sistem ve yönetişim sorgulanırken...