Cari açık martta şaşırtabilir mi

Merkez Bankası ve Hazine'nin altın satışları muhasebe teknikleri ile gizlenebilir mi, yoksa rezerv yönetiminde açık bir zayıflık mı gösteriyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın temel iddiası, TCMB ve Hazine'nin altın satışlarının muhasebe işlemleriyle cari açık verilerine yansıtılmayabileceğidir. Bu endişeyi, satışların teknik yöntemlerle maskelenebileceği ve rezerv kalitesinin gözardı edildiği gözlemleriyle desteklemektedir. Kilit argüman, altınların satılabilir hale getirilmesinin Türk parasının güvenilirliğini zaafa düşürdüğü ve ülkenin yüksek kaliteli rezervinin gerçek potansiyelini kullanmadığıdır—peki daha fazla altın satışı ekonomik krizlerin belirtisi mi, yoksa meşru fon ihtiyacının çözümü mü olarak görülmelidir?

Ortam malum. Ortodoks politikaların dış açık artırıcı etkileri tüm gücüyle işliyor. Diğer taraftan aynı politikaların dış açık azaltıcı mekanizmaları tatmin edici bir performans göstermiyor. Yani tüketimin ithalatı artıyor, sıcak para girişleri ise yetersiz.

Üstelik Mart ayı en büyük ithalat kalemimiz olan enerjide yüksek fiyat seviyelerinin görüldüğü bir ay oldu.

Haliyle bu şartlarda Şubat'ta artış iştahını belli eden cari açığın Mart'ta kendini daha fazla hissettirmesi bekleniyor. Peki ya Mart ayı korkulduğu gibi gelişmezse

Açıkçası bu soruyu sorma sebebim epey sevimsiz. Dahası tartışacağım gerekçeyle cari açık dengelenirse memnun da olmam.

Sadede geleyim. Merkez Bankası son dönemde altın sattı malum. Tam bu köşeden rezerv yönetiminin altın kısmını satmamak üzere Hazine üstlenmeli derken Hazine'nin de altın sattığı anlaşıldı. Satılan miktarlar kayda değer. İşin bir tekniği var elbette ama teknik başka günün gerçeği başka.

Günün gerçeğinde Fransa'nın son kalan altınlarını da içeri çektiği görülüyor mesela. Nereden topladı bilmiyoruz ama bizim altınları yurtiçine çektiğimiz yöntemi kullanmış. Yani bir yerden satıp başka yerden almış.

Savaş patladığından bu yana bizdeki rezerv pozisyonun değişimini Fransa örneği gibi diğer merkez bankalarının pozisyonlarındaki değişimle karşılaştırıyorum. Bu karşılaştırma ve kullanıldığını bildiğimiz yöntemler muhasebe tekniği bakımından cari dengede ters köşe yapacak bir ihtimal ortaya çıkarıyor.

TCMB ve Hazine'nin altın satışı rezerv hesabından çıkıp ihracat olarak kaydedilebilir. Eğer rezerv satışı merkez bankaları arası işlem olarak yapılmışsa parasal altın olarak kalır. Yani işlem rezerv değişiminden ibaret olur. Girene çıkana ayrıca bakarız. Ama işlemin tarafı ticariyse altın parasal statüden çıkarılıp (demonetizasyon) ihracat kaydı yapılabilir. O zaman denge içinde ilişkiler değişir. Bugünkü cari açık öngörülerini saptıracak matematikler ortaya çıkabilir.

Ha bir de satılan altınının maddi karşılığının, Londra'da depo edildiği anlaşılan altınlarımızın değeri kadar olduğu görülüyor. Bir kısım altınımız Londra'da imiş. Satılanlar bu altınlarsa işlem muhtemelen piyasada gerçekleşmiş olduğundan zaten demonetize edilmiş olabilir.

İşlem sürecini, yerini ve taraflarını bilmiyoruz tabi. Genelde de sadece rezerv hesabı çalışıyor bizde ama ilk defa bu kadar yüklü altın satıldı. Bakalım veri nasıl çıkacak...

Fakat diğer taraftan rezervlerle ilgili bir süredir üzerinde durduğum ve bugün de durmak ihtiyacı hissettiğim hassas bir durum var. Konuyu da zaten bu yüzden açtım.

Tecrübemiz gösterdi ki 20-30 milyar dolar parayı etki doğuracak şekilde sokup çıkarmak suretiyle bir ekonominin altın rezervi tırtıklanabilirmiş. Demek devamlı aynı işlem yapılarak rezervlerden altın tümüyle de boşaltılabilir.

Olmaz diyemeyiz. Rezerv pozisyonuna kayıtsızlık, tekniğin tabulaşması ve mantıksız-pozitivizmle elimizdeki altınlar gider mi Gider. Sonuçta Merkezin rezervine girmiş altını satmamak kısıt koymaktır ve irrasyonel olur, değil mi