Tasfiye protokolü

30 Ocak 2026 tarihi, Suriye iç savaşının tozlu raflarına "bir devrin kapanışı" olarak geçecek. Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan mutabakat, kimileri için bir "uzlaşı" gibi görünse de satır araları okunduğunda bu belgenin aslında bir "tasfiye protokolü" olduğu açıkça görülüyor. On yıl boyunca "üçüncü yol" ve "demokratik hareket" illüzyonuyla bölgeyi parselleyen, dış güçlerin lojistik desteğiyle palazlanan SDG için artık yolun sonu, tünelin karanlık ucudur. Terörün tasfiyesiBu mutabakatın maddeleri, bir ortaklık teklifi değil, köşeye sıkışmış bir yapının elde kalana zorunlu olarak rıza gösterme teslimiyetidir. Maddelere bakıldığında; SDG unsurlarının Suriye Savunma Bakanlığı'na "bireysel katılımı" şartı, örgütün emir-komuta zincirinin bel kemiğinin kırıldığının en somut ilanıdır. Artık karşımızda özerk bir "ordu" değil, devletin hiyerarşisi içinde erimeye mahkûm, üniforması değiştirilmiş bireyler var. Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde "Kobani Tugayı" kurulması ise, bu unsurların bir "güç odağı" olmaktan çıkarılıp, devletin kontrolündeki birer "yerel karakol" seviyesine indirgenmesidir.
Peki, ne değişti de SDG bu ağır şartlara "evet" demek zorunda kaldı
Cevap, sahadaki acı gerçeklerde gizli.
SDG, 2016'nın rüzgarını arkasına alarak terör eylemlerini seküler bir özgürlükçü hareket diye Batı'ya pazarlayabilen bir yapı değil.
Değil, çünkü Şam'da Esed yok, İran ve Rusya tası tarağı topladı gitti, Türkiye'de terör devletine izin vermeyeceklerini haykırarak söyleyen Erdoğan iktidarda, McGurk ve Biden tarihin çöp sepetinde ve devir balıkların karıncaları yediği devir.
SDG'nin hareket serbestisi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Suriye ordusunun eşgüdümlü baskısıyla sıfıra inmiş durumda. En hayati can damarı olan enerji kaynakları ellerinden alındı, yani terörün finansman motoru sustu. Kazdıkları o meşhur "stratejik tüneller" birer birer mezarlarına dönüştü.
En önemlisi ise, gümrüklerin ve sınır kapılarının kontrolünün Şam'a geçmesidir.
Bir terör örgütü için lojistik damarların kesilmesi, oksijensiz kalmakla eş değerdir. Mıknatıs stratejisiMutabakatın sivil ayağındaki "entegrasyon" ve "memuriyet" vaatleri, aslında SDG'nin toplumsal tabanına yönelik bir "mıknatıs stratejisidir". Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının garanti altına alınması, örgütün elindeki