Yarım kalmış rüyalar vardır. Bazıları bir daha hiç gerçek olmaz bazıları ise Anka kuşu gibi küllerinden doğar.
Neden mi bahsediyorum
Sultan II. Abdülhamid'in 'en büyük hayalim' dediği, ancak İngiliz destekli saldırılarla rayları yerinden sökülen Hicaz Demiryolu, bir asır sonra yeniden coğrafyanın kaderini belirlemeye hazırlanıyor.
Kim bilir belki de bu sefer İngilizler de çok isteklidir
En son Şam'a gittiğimde karşılaştığım Hicaz Demiryolu binası ve benzerleri meğer hala coğrafyanın birçok noktasında tüm ihtişamı ile ayaktaymış.
Aslında gördüğüm o ihtişamlı ve estetik binalar sadece birer mimari hatıra değil aynı zamanda yarım bırakılmış bir bölgesel entegrasyon projesinin sessiz şahitleriydiler.
İSTANBUL- MEKKE HATTI
İstanbul'dan başlayıp İslam'ın kalbine kadar uzanacak modern bir demiryolu hattı, bugün sadece bir ulaşım koridoru değil, beş ülkeyi birbirine bağlayan çelikten bir refah omurgası anlamına geliyor.
Bu projenin iktisadi büyüklüğünü anlamak için önce rakamlara bakmak gerekir. Yaklaşık 3.200 kilometrelik bir hattın, günümüz yüksek hızlı tren standartları ve bölgenin sarp topografyası dikkate alındığında maliyetinin 130 ila 150 milyar dolar arasında seyretmesi öngörülüyor. İlk bakışta devasa görünen bu bütçe, hattın geçeceği havzanın toplam ekonomik potansiyeli yanında makul bir yatırıma dönüşmektedir.
Türkiye ve Suudi Arabistan'ın toplamda 2,5 trilyon doları aşan GSYİH gücü, projenin finansal lokomotifi olmaya yetecek kapasitededir. Üstelik Ürdün, Lübnan ve yeniden inşa sürecindeki Suriye de eklendiğinde, yaklaşık 170 milyonluk devasa bir nüfusun doğrudan etkileşim halinde olduğu bir iç pazar doğacaktır.
Lojistik alanda yapılan analizler, bu hattın Süveyş Kanalı'na olan bağımlılığı %20 oranında azaltabileceğini ve karayolu taşımacılığı maliyetlerini %35 oranında düşüreceğini söylemekte.
Suriye'nin kuzeyinden Ürdün, Lübnan ve Suudi Arabistan'ın derinliklerine akacak ticaret trafiği, Lübnan'ın Akdeniz limanlarını Türkistan ve Avrupa ile doğrudan entegre edebilecek bir potansiyele sahiptir.
Bu durum, bölgedeki lojistik işlem hacmini yıllık bazda 40 milyar dolarlık bir ek değere taşıyabilir. Özellikle 'Vizyon 2030' ile petrol sonrası bir ekonomi inşa etmeye çalışan Riyad için de bu demiryolu ticari bir can damarıdır.

2