İran sokakları yine hareketlendi.Bugüne kadar siyasi ve iktisadi sebeplerle hareketlenen İran sokakları ne ilk kez protesto gösterilerine sahne oluyor ne de bu son olacak. 1979 devriminden bu yana sokaklardaki hareketliliğin çoğu zaman muharrik gücü halkın haklı talepleri olmuşsa da sonradan birçok istihbarat örgütü sonradan sokağa monte olmayı başarmıştır.
İsrail ve ABD bugün açıkça İran sokağındadır.
Netanyahu ve Lindsey Graham bir yandan, ABD eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Siyonist ideologlar diğer taraftan İran üzerine ağızları sulanarak yorumlar yapmaya devam ediyorlar. İşte tam bunlar yaşanırken tarihin çöp sepetinden çıkarılan bir "hayalet" yeniden sahneye itiliyor: Şah
Washington'ın konforlu salonlarında İran'ı kurtarma nutukları atan devrik Şah'ın oğlu, babasının ve dedesinin bu kadim topraklara bıraktığı kan, gözyaşı ve yolsuzluk mirasını unutturabileceğini sanıyor. Oysa hafıza, sadece kitaplarda değil, Pehlevi zulmünün işkencehanelerinde ve Batı'ya peşkeş çekilen petrol kuyularında yaşıyor. İran'ın sadece petrolü değil, milli onuru da çalındı
Pehlevi dönemi, İran'ın kaynaklarının emperyalist devletlere bir açık büfe gibi sunulduğu devirdi. 1953 yılında halkın seçtiği Musaddık'ın, petrolü millileştirmek istediği için CIA ve MI6 darbesiyle devrilmesi, Şah'ın kimin sömürge valisi olduğunun en açık kanıtıydı. O tarihten 1979'a kadar İran'ın petrolü halkın sofrasına ekmek değil, Şah'ın ailesine altından kuleler, Batılı silah tüccarlarına ise devasa paralar olarak döndü. Yolsuzlukta sınır tanımayan bir ailePehlevi ailesinin yolsuzlukları, sadece basit bir rüşvet çarkı değil, devletin bizzat kendisinin yağmalanmasıydı. "Pahlavi Foundation" adı altında kurulan sözde hayır kurumu, aslında ülkenin en karlı işletmelerini, otellerini ve bankalarını ailenin cebine bağlayan bir hortum mekanizmasıydı. Şah'ın 1971'de Persepolis'te düzenlediği ve bugünün parasıyla yüz milyonlarca dolara mal olan "İmparatorluğun 2500. Yılı" kutlamaları, köylüler açlıktan kırılırken Paris'ten getirtilen yemeklerle yapılan bir "israf olimpiyatı" olarak tarihe geçti. SAVAK: Dehşetin adıŞah'ın "modernleşme" makyajının altında, dünyanın en acımasız gizli servislerinden biri olan SAVAK vardı. CIA ve Mossad tarafından eğitilen bu yapı; üniversite öğrencilerinden aydınlara, din adamlarından işçilere kadar rejime muhalif olan herkesi "beyaz işkence" ve faili meçhul cinayetlerle susturdu.

3