Paşinyan'ın eli havada bırakılmamalı

Güney Kafkasya, on yıllardır süren işgallerin sona erdiği anlaşmazlıkların bitmeye yakın olduğu dengelerin yeniden tanımlandığı tarihi bir kırılma anından geçiyor. Karabağ zaferi, ABD, Fransa, Rusya ve İran gibi bölgesel ve küresel aktörlerin tüm direncine ve denklemlerine rağmen sahada kazanıldı. Ancak askerî zaferlerin kalıcı bir barışa ve bölgesel refaha dönüşebilmesi, onların iktisadi ve lojistik ayağının doğru inşa edilmesine bağlı.

İşte şimdi o zaferin en somut ekonomik karşılığı olan Zengezur Koridor'u kağıt üzerindeki bir vizyondan sahaya iniyor.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, bütçe görüşmelerinde Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası'nın (TRIPP) uygulanmasına fiilen başlandığını duyurması bu açıdan kritik bir eşiktir. Erivan yönetimi, demiryolu, karayolu ve enerji nakil hatlarının proje çalışmalarını kendi inisiyatifiyle başlatma kararı alırken, Sünik bölgesindeki sınır belirleme takvimini bile öne çekmeyi hedefliyor.

Nrnadzor-Karçevan güzergahında atılan bu adımlar, Kafkasya'nın geleceğini Rus gölgesinden çıkarıp, doğrudan küresel ticaret ve enerji ağlarına bağlama iradesini gösteriyor.

Tabii ki bu durum, bölgesel güç dengelerinde ciddi sarsıntılara yol açma potansiyeli taşıyor. TRIPP'in Batı eksenli bir lojistik hat olarak devreye girmesi, Güney Kafkasya'daki geleneksel hegemonyasını kaybetmek istemeyen Rusya ile sınırlarının hemen yanı başında ABD nüfuzunun artmasından ve Türk dünyasının doğrudan karasal entegrasyonundan endişe duyan İran'ın açık tepkisini çekiyor.

Moskova, Ukrayna sahasında sulha eriştiğinde bu coğrafyada kontrolü kaybetme kaygısıyla bu süreci sabote etmeye veya durdurmaya çalışabilir. Tahran ise Sünik hattındaki jeopolitik değişimi kendi kırmızı çizgisi olarak görerek diplomatik, ekonomik ve askeri baskı araçlarını devreye sokabilir lakin Tahran'ın şimdi başka endişeleri mevcut.

Her iki aktörün de Ermenistan içindeki Rus yanlısı muhafazakar kanadı ve Taşnak kökenli muhalefeti kışkırtma riski, projenin önündeki en somut jeopolitik tehdit olarak duruyor.

İşte tam da bu yüzden, Paşinyan'ın üstlendiği risk daha da kıymetli hale geliyor.

Paşinyan, Ermenistan iç siyasetindeki aşırı milliyetçi odaklara, Taşnak çizgisindeki diaspora baskısına ve Moskova ile Tahran'ın ağır jeopolitik baskılarına meydan okuyarak radikal bir fedakarlık yapmıştır. Bu çerçeve anlaşmasını parlamentodan geçirip sahada işletecek adımları cesaretle atan bir liderin eli havada bırakılmamalıdır.