Öldüğünde kefen alacak parası olmayan sultan

2 Ekim 1187

Kudüs'ün Sultan Selahaddin tarafından fethedilişinin 839'uncu yıldönümü.

Kudüs yıllardır işgal devletinin zulmü altında ve coğrafyanın Selahaddin'i anlamaktan çok uzak kaldığı bu günlerde Selahaddin'i ve kahraman askerlerini rahmet ile yad ediyorum.

Sultan Selahaddin:

"Dün gece hasta yatağımda pek çok kabus gördüm. Alman imparatorunu gördüm. Uzun kırmızı sakalı ve saçı vardı. Saçları miğferinden dışarıya taşıyordu. Mavi gözleri, sanki birer silah gibi duruyordu yüzünde. Dev gibi bir Macar atına binmişti ve atın yanında çok uzun bir kılıç asılıydı. Giysilerinde ve atın üzerinde irili ufaklı haç işlemeleri vardı. Âdeta, sığabilecek her boşluğa birer haç işlenmişti. Sonra birden ordusunu gördüm. Askerler ve bayraklardan ufuk görünmüyordu. Hayatımda böyle bir ordu görmemiştim.

Hızlı hızlı yüce Allah'a dua ediyordum, ter içinde ve hızlı hızlı Felak suresini okuyordum. Bitiriyor, tekrar başlıyordum."

Uyanınca oğlu El-Zahir'i yanına isteyen Selahaddin'e oğlu Zahir sormakta gecikmedi.

"Tekrar gelecekler mi baba"

"Kim" dedim telaşla.

"Haçlılar elbette, kim olacak dedi Zahir.

"Tekrar böyle seferler yapacaklar mı"

"Hiç şüphen olmasın" dedim. "Yine, yine, yine gelecekler, görmüyor musun gözlerindeki öfke ve inadı Yüzlerce yıl sürse bitmeyecek, sönmeyecek bir nefret ateşi onlarınki."

"Biz ne yaptık bunun için" diye sordu Zahir.

Selahaddin "Biz bir şey yapmadık oğlum. Aslında herkesin yapacağından farklı bir şey yapmadık. Ama biz onlara hiçbir zaman ve hiçbir yerde boyun eğmedik. Yahudilere ve başkalarına yaptıklarını bize yapamadılar.

Öfkeleri hep bundan. Öfke onların içinde. Bu Romalılar zamanından beri böyle. Bakma şimdi Hıristiyanlar ama o zaman da özleri aynıydı.

Dünyayı kendi evleri, kendileri dışında kalan herkesi de köle olarak görmek istiyorlar. Nasıl olur da onları yenme cüretini gösteririz. Ama beni en sinirlendiren ve anlayamadığım bizleri aşağı görmeleri ve küçümsemeleri. İnsanlara yukarıdan bakışlarını gözünün önüne getir, bir mümin için sadece o bakış bir şirktir.

Dudaklarını büzerek, burunlarını kıvırarak.

Ne cüretle Emin ol yine gelecekler.

Kendini buna hazırla.

Çocuklarını buna hazırla.

İyi, güçlü ve tecrübeli bir orduya sahip ol her zaman.

Ne bahasına olursa olsun.

Bunların barış vesaire laflarına kulak asmayın. Barış bunların dilinde zayıf zamanlarının mızmızlanma sözcüğüdür. Elbette en hayırlısı barıştır ama unutmayın, onlar için barış, yeni bir harbin hazırlığının adıdır." diye devam etti.