İsrail'in Necef çöllerinde gizli bir askeri üs kurduğunu duyduğumda aklıma ilk gelen bu coğrafyanın barut kokan ortamında şeytanlar dahi Müslüman mintanıyla dolaşıyor dersem bunun mübalağa olmayacağı fikriydi.
Devletlerin kendi hava sahalarını bile kontrol etmekten aciz kaldığı, egemenliğin kağıt üzerinde bir satırdan ibaret olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Bugünlerde Irak çöllerinde, özellikle de Necef hattında konuşulanlar, sadece bir üs meselesi değil bölgeyi topyekûn bir yangına sürükleyecek kirli bir planın ifşasıdır.
Aynı şekilde Suudi Arabistan ve BAE'nin İran'a İsrail ve ABD ile birlikte hava saldırıları düzenledikleri haberi de bölgedeki yangına Siyonist benzini gibi okunmalıdır.
İsrail böyle bir ortamda herkes birbirine girmişken neden Irak'ın derinliklerinde bir üs açıp, bu üssü "Sahte Bayrak" operasyonlarının merkezi haline getirmeyeyim diye düşünmüş olmalı.
Zaten uzun bir zamandan bu yana Netanyahu ve ekibi bölgede her türden ülkede her karışıklığı çıkaracak güce eriştik diye dolaşıp gezmekteydiler.
Lojistik mi illüzyon mu
İsrail'in gizli üs açmasına ilaveten bölgeye gelen Iraklı yetkilileri öldürmesi Irak'ı da karıştırmış durumda, şimdi Bağdat'ta herkes bir diğerini suçluyor.
Allah aşkına, mantıklı düşünelim.
ABD eliyle Kuveyt'ten Bahreyn'e, BAE'den Suudi Arabistan'a kadar her türlü lojistik imkan Siyonistlerin emrine amadeyken, neden Necef Çölü'nün tozunda lojistik destek peşine düşsünler
Elbette mesele lojistik değil, mesele çok daha sinsi bir tezgah.
Namlu, Türkiye ve Azerbaycan'a dönük
Aklınıza gelen o korkunç senaryo, maalesef gerçeğin ta kendisi.
İsrail, Necef'teki bu gizli karargahından Türkiye ve Azerbaycan'a füze fırlatarak, bu ülkeleri İran ile karşı karşıya getirmenin zeminini hazırladı.
Amaç belli.
Müslüman ülkeleri birbirine tutuşturmak, bölgedeki tek güç odağı olarak Siyonist azgınlığı baki kılmak.
Bu kirli oyunun bir de içerideki ayağı var. Operasyon sadece çölde değil, medya plazalarında da yürütüldü. O günlerde ekranlara çıkıp, köşelerinde kalem oynatıp

3