Günlerden beri İsrail seçimleri için İsrail'de süründürülen seçim kampanyasını takip ediyorum. Bu esnada hem küçük partilerin radikal tabanları ile olan ilişkilerini hem de iktidardaki Netanyahu ile olan ilişkisini daha iyi gözlemleme şansım oluyor.
İsrail'de sürdürülen seçim kampanyasını bir sacayağına benzetirsek bu sacayağının bir ayağı Gazze ve işgal edilen Batı Şeria'ya, diğer ayağı işgal edilen diğer ülkeler olan Suriye ve Lübnan'a ve nihayet bir ayağı da Türkiye'ye oturtulmuş vaziyette.
Biz ne zaman Avrupa'da bir seçim yapılsa, aşırı sağcı partilerden sosyal demokratlara, Hıristiyan demokratlardan yeşillere varana kadar geniş bir yelpazede Türk, İslam ve Türkiye karşıtlığına zaten şahittik.
Anlaşılan bu iş İsrail'de de işe yarıyor.
O zaman İsrail halkının Netanyahu gibi olmadığını ve Türk halkına muhabbet beslediğini falan yorum diye masal tadında anlatanların aslında Tel Aviv'e yanlamış isimler olduğuna hükmedebiliriz.
Ailesi de Holokost mağduru bir Yahudi olan Amerikalı siyaset bilimci Prof. Norman Finkelstein tam da bu konuya parmak basarak 'İsrail-Filistin meselesinde yaşanan ahlaki ve askeri düşmanlığın asıl sorumlusu sadece Başbakan Binyamin Netanyahu değildir, Netanyahu ortalama İsrail toplumunun ahlaki zihniyetinin bir yansımasıdır' demişti.
O zaman şu suali sormanın zamanıdır: İsrail'de Türkiye aleyhine oluşan gündem sadece seçim çalışmaları ile alakalıdır
Elbette hayır.
Malumunuz size bu köşede daha önce bahsettiğim bir rapor vardı: Nagel Komitesi Raporu
Netenyahu'nun talimatı ile kurulan Nagel Komitesi, hazırladığı raporda Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile muhtemel bir harbe hazırlıklı olması gerektiğini söylemişti. Raporda Türkiye'nin Osmanlı dönemindeki nüfuzunu geri kazanma hırsıyla hareket ettiğini, Suriyelilerin Türkiye ile olan ittifaklarının İsrail'in güvenliğine tehdit oluşturduğunu belirtilmiş ve tedbir alınması gerektiği ortaya koyulmuştu.
Bu kapsamda İsrail beş yıl içinde Türkiye'ye yönelik kullanılmak üzere var olan savunma bütçesine yaklaşık dört milyar dolar ilave bütçe planlaması yapmıştı.
Şimdi ise Yunanistan ile İsrail arasında 'Aşil Kalkanı' anlaşması imzalandı.
Tam da Mekke Savunma İttifakı ile aynı zamanlarda.
Bu anlaşmaya göre İsrail, 3.5 milyar dolar karşılığında Yunanistan'a Davut Sapanı hava savunma sistemleri ile IAI firması tarafından üretilecek Barak MX füzesavar sistemlerini satarak Yunanistan'da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

2