Küçük modüler nükleer reaktörler

Dünya büyük bir düzen değişikliğinin sancılarını çekiyor.

Bildiğimiz tüm fay hatları harekete geçmiş durumda.

Ortadoğu'dan Afrika'ya, Doğu Akdeniz'den Yemen'e, Avrupa'daki siyasal depremlerden bölgesel ittifaklara varıncaya kadar her yer hareketli.

Herkes bir yarışın içinde ve zorlu günlere hazırlanıyor.

Ülke içindeki kısır çekişmeleri gördüğümüzde ve dönüp dünyaya baktığımızda küçük dilimizi yutasımız geliyor zira birileri bize hala havanda su dövdürmeye çalışıyor.

İşte böyle bir ortamda Selçuk Bayraktar, Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ile alakalı açıklamalar yaptı. Esasında Enerji Bakanlığı uzun zamandan bu yana bu konuyu gündemde tutuyor ama anladığımız Selçuk Bayraktar beşeri sermaye oluşturma konusunda elini taşın altına şimdiden koymuş.

Türkiye'nin yeni enerji ufku

Küresel enerji mimarisi, yapay zeka veri merkezlerinin devasa elektrik iştahı ve iklim hedefleri doğrultusunda radikal bir dönüşümden geçiyor. Nükleer konusu dünyada istisnasız devletlerin denetimi altında lakin icracı olarak özel sektörü çoğu zaman işlerin merkezinde görürüz.

Türkiye'nin enerji ihtiyacı

Türkiye'nin mevcut elektrik kurulu gücü 2026 yılı itibarıyla 126 bin megavatın (MW) üzerine çıkmış durumda. Ancak sanayideki elektrifikasyon ve gelişen teknolojiler nedeniyle önümüzdeki 25 yılda, yani 2050'li yıllara doğru ülkenin elektrik talebinin en az iki katına çıkarak 500 Teravatsaatin (TWh) üzerine çıkacağı öngörülüyor.

Yenilenebilir enerji alanında devasa yatırımlar ile ülkenin enerji talebini karşılamaya yönelik adımlar atılmış olsa da bu yatırımlar tek başına yeterli değil. Rüzgar ve güneş gibi yenilebilir kaynaklar kesintili yapıları gereği tek başlarına taban yük (kesintisiz güç) ihtiyacını karşılamaya yetmiyor.

İşte Küçük Modüler Reaktörler (SMR) tam bu noktada önemli hale geliyor.

Neden dünya SMR trendine giriyor

Geleneksel nükleer santraller devasa bütçeler, 10 yılı aşan inşaat süreleri ve karmaşık lojistik süreçler gerektirir. SMR'ler ise modüler yapılarıyla fabrika ortamında seri üretilip TIR veya gemilerle kurulum sahasına taşınabiliyor. Bu da kurulum ve devreye alma hızını artırıyor.

Ayrıca bir kaza anında bu santraller elektrik kaynağı veya insan müdahalesi gerektirmeyen pasif soğutma sistemleri ile çok kolay kontrol altına alınabiliyor.

Malumunuz Japonya ve Çernobil hafızalarımızda kötü izler bıraktı.