Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar

Hani bir söz var ya 'hele şu toz duman bir ortadan kalksın, kim kurt kim çakal anlarız' diye işte o türden günlerden geçiyoruz ama hala çakala kurt olmadığını gösterecek bir ortam da mevcut değil.

Maalesef.

Nereden mi bu konuya geldim.

Malum, Ahbap Derneği ve Haluk Levent'e yönelik soruşturma devam ediyor ve eştikçe içinden cerahat akıyor.

Soruşturma kapsamında Derince Sanayi Bölgesi Depolarında depremzedelere dağıtılmak üzere depolanan lakin depremzedeye dağıtılmayan malzemeler orta çıktı. Ortaya çıkan malzemeler çadır, jeneratör, yatak, Webasto ısıtıcı, elektrikli bisiklet ve mutfak ekipmanı gibi deprem zamanında büyük ihtiyaç duyulan malzemeler.

Rakamlar ise dudak uçuklatan cinsten;

895 adet ambalajında kullanılmamış afet çadırı (16 metrekarelik)

600 adet süngerli portatif açılır-kapanır yatak, 378 adet izci tipi portatif kampet / kamp çadırı Yüzlerce uyku tulumu ve termal kışlık battaniye/şilte 11 adet su deposu, 20 koli tıbbi malzeme ve temizlik jeli 38 adet Webasto marka araç/çadır ısıtıcısı,7 adet elektrikli ısıtıcı, fanlı küçük ısıtıcılar, saç döküm sobalar, tekerlekli sandalyeler, aydınlatma aparatları vs..

İnsanlar enkaz altındayken vatandaşın tüm yardımları Kızılay yerine Ahbap denilen adrese yönlendirildi, milletin parası bu organizasyonlar eliyle toplandı, deprem malzemeleri bu organizasyon eliyle toplandı lakin paralar çarçur edildi, malzemeler depolarda çürütüldü.

Her şey bir beşinci kol faaliyeti ile başladı

Peki ama nasıl oldu da millet, devletine güvenmek yerine her yerinden yolsuzluk akan bu yapıya güvenerek dişinden tırnağından arttırdığını buralara yönlendirdi. Hepsinin kilometre taşları şeytanın aklına gelmeyecek şekilde döşendi.

Ahbap Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan derneğin satın alma müdürü Deniz Şimşek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği ifadede Kızılay'ın çadır satışı hususunda şunları söyledi:

"Kızılay'dan çadır satın alımı şeklinde yaratılan algının Haluk Levent ve ekibi tarafından bilinçli olarak dolaşıma sokulduğunu düşünüyorum. Bu bilgi kesinlikle içeriden servis edilmiştir. Bu şekilde olup bitenler siyasi zemine kaydırıldı. Sanatçılar çoğunlukla manipüle edildi."

Yani birileri ısrarla 'Kızılay halka çadır sattı' yalanını ortaya attı. Oysa Kızılay'ın deprem bölgesine gidip halka doğrudan bir çadır satışı hiç söz konusu olmadı. Bu hakikati, taşlanma pahasına da olsa o günlerde anlattık.