Darbeler ile mücadelenin yolu bellidir

28 Şubat 1997'de gerçekleşen askeri müdahalenin üzerinden yirmi dokuz yıl geçmesine rağmen 28 Şubat'ın ürettiği etkiler Türkiye'de siyaseti yıllarca etkilemekle kalmayıp 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin ortaya çıkmasına da sebep olmuştur. 28 Şubat sürecine giden yolSoğuk Savaş sonrasındaki belirsizlik ortamını birçok ülke fırsata çevirirken maalesef Türkiye karşılaştığı iktisadi ve siyasi bunalımlarına bir çözüm oluşturamamıştır. İşte bu sorunlara kapsayıcı çözümler üretememek Erbakan hükümetini doksanlı yılların ortasında iktidara getirmiştir.
Erbakan hükümetinin çevreden merkeze bir hareketin sonucu iktidara gelmesi üzerine merkez oldukça rahatsız olmuş ve bu rahatsızlık anında baskıcı, ötekileştirici bir saldırıya dönüşmüştür.
Merkezin tepkisinin dile getirilmesinde medya, yargı, üniversiteler yoğun olarak sahnedeki rollerini icra etmişlerse de özellikle askerin tepkisinin araçsallaştırılması ve sahneye sürülmesi bilindik bir yöntemdir.
Askeri otoriteyle hükümet arasında artan gerginlik, hükümete yönelik kampanyalar, mütedeyyin kesimin teşhir edilmesi, tehdit algısının inşası, ötekileştirme ve siyasete yönelik dozajı gittikçe artan uyarılar yaklaşık iki yıla yakın bir zamana yayılmıştır. En nihayetinde 28 Şubat 1997'de yaklaşık sekiz saat süren MGK toplantısı icra edilmiş ve hükümete atması gereken adımları dikte eden bir muhtıra ve bildiri yayımlanmıştır. 28 Şubat FETÖ'nün
kuluçka makinesidir Gerek 28 Şubat'a giden yol gerekse 28 Şubat sürecinden sonra 15 Temmuz 2016'ya kadar geçen yaklaşık yirmi yıllık süreç bazı noktalarda planlı ve programlı olarak bazı durumlarda da sebep-sonuç ilişkisi içerisinde doğal olarak FETÖ yapılanmasının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki alanını sonuna kadar genişletmiştir.
28 Şubat'a giden yolda TSK adeta bir siyasi parti gibi siyaset üreten bir rol üstleniyordu. Bu kapsamda TSK bir taraftan Türkiye ile İsrail arasında anlaşmaların imzalanmasını zorluyor, Kürt sorununun çözümüne yönelik ekonomik ve sosyal tedbirler alınmasını deruhte ediyor diğer taraftan da YÖK ve rektörlerle yargı mensuplarına Genelkurmay Karargahı'nda brifingler veriyordu.
Başka bir deyişle iç ve dış politikadaki temel konularda TSK adeta siyaset mekanizmasını ikame etmekteydi. Tüm bu süreçler yaşanırken Erbakan hükümetine yönelik en ağır eleştiriler FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'den gelmekteydi.
28 Şubat sonrası askerin kendi muhayyilesinde kurgulayacağı yeni düzende en büyük rolü almaya hazırlanan Gülen, MGK'da alınan kararlara destek vermek maksadıyla adeta askere çanak tutacak açıklamalar yapmaktaydı. "
Gülen 18 Nisan 1997'de ise tüm medya kuruluşlarına beyanat vererek "Beceremediniz artık bırakın gidin" diyerek meydan okumaktaydı.
İşte tam bu günlerde yıllardan bu yana tüm örgütlenmesini gizlilik ve takiye üzerine oturtan örgüt 28 Şubat zihniyetinin TSK içerisinde öngördüğü subay modeline uyumlu olarak TSK içine yerleştirdiği üyelerine eşlerinin başlarını açmaları, sıkı birer Atatürkçü gibi görünmeleri ve sosyal etkinliklerde alkol almalarında bir sorumluluklarının olmayacağına dair fetvalar veriyordu.