Ateşkes mi, yeni bir kanlı perde mi

İran-ABD ateşkesi kağıt üzerinde kalırken İsrail'in Lübnan saldırıları ve Tahran'ın nükleer tavizsizliği yeni bir bölgesel felaketi midir yaklaştırıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazarın iddiası, İran-ABD arasındaki kırılgan ateşkesinin ilk ciddi çatışmaya kadar dayanacağıdır; bunu İsrail'in provokasyonları, İran'ın Hürmüz'deki ekonomik dayatmaları ve nükleer ambisyonlarıyla desteklemektedir. Yazarın bu yaklaşımı, diplomasinin başarısızlığının bölgeyi daha kanlı bir felakete sürükleyeceğine olan inancından kaynaklanmaktadır. Ancak bu senaryoda diplomasi çabalarının etkisizliğini önceden kabul etmek doğru mudur?

İsrail ve ABD'nin yaklaşık altı hafta evvel İran'a yönelik başlattıkları gayrimeşru savaşta bir anlaşma zemini oluşmuş gibi gözükse de taraflar sürekli parmaklarının tetikte olduğunu yinelemeye devam ediyorlar.
İran ve ABD arasında sağlanan o kırılgan sessizlik, şu ana kadar bölge halklarına ve devletlerine derin bir nefes aldırmadı. Bugün, masada bir ateşkes metni varmış gibi görünse de sahadaki gerçekler, barıştan çok topyekûn bir bölgesel yıkımın provasını andırıyor. İsrail'in önlenemeyen saldırganlığıBu kırılgan dengenin karşısındaki en büyük dinamit, kuşkusuz Tel Aviv. İsrail için Tahran ile Washington arasındaki herhangi bir uzlaşı, asla kabul edilemez telakki ediliyor ve bitmeyen savaşlar stratejisi kapsamında İsrail Lübnan'a saldırmaya devam ediyor.
Lübnan'a yönelik son günlerde vites artıran kanlı saldırılar, sadece Hizbullah'ı geriletme amacı taşımıyor; aynı zamanda İran'ı, ABD ile vardığı o pamuk ipliğine bağlı mutabakatı bozmaya zorlayan bir provokasyon niteliği taşıyor. İsrail artık sadece Beyrut'un banliyölerini değil en merkezi noktalarını dahi ateş çemberine alırken aslında şu mesajı veriyor: Siz masada el sıkışsanız da ben sahadaki ateşi harlamaya devam edeceğim.
Bu durum, ateşkesi sadece kağıt üzerinde bir niyet beyanına dönüştürüyor. Hürmüz'den Deli Dumrul Vergisiİran'ın masaya sürdüğü Hürmüz'den paralı geçiş barışın önündeki bir diğer devasa engel. Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı'ndan geçen her ticari gemi başına 2 milyon dolar güvenlik ve geçiş bedeli talep etmesi, küresel enerji ve ticaret piyasalarında adeta bir şok dalgası yarattı. Dünya petrol tüketiminin can damarı olan bu boğazda, geçiş maliyetlerinin bu denli astronomik seviyelere çekilmesi, sadece bir gelir kapısı değil, Batı ekonomilerine yönelik açık bir şantajdır.
Bu talep çok açıktır ki uluslararası seyrüsefer hürriyetine bir darbedir ve emsal teşkil edecektir. Nükleer kırmızı çizgi ne olacakAncak asıl kopuş noktası İran'ın nükleer hırsında ve yerin altındaki santrifüjlerin gölgesinde gerçekleşecek. Ateşkesin en kritik maddesi olması beklenen 'zenginleştirilmiş uranyumun teslimi' konusunda İran'ın geri adım atmayı reddetmesi, diplomatik yolların tıkandığına işaret ediyor.