Yazı, Antalya Diplomasi Forumu'nda Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortaya çıkan yakınlaşmayı, Batı merkezli sistem karşısında çok kutuplu bir dünyada özne olmak isteyen ülkelerin stratejik birlikteliği olarak sunmaktadır. Bu dört ülkenin nüfus, ekonomi ve savunma alanındaki birikiminin doğru koordinasyonla bölgesel barışı sağlayabileceğini iddia etmektedir. Ancak bu dörtlü gerçekten 'tamamlayıcılık' modeline mi dayanıyor, yoksa her ülkenin ulusal çıkarları çatışma potansiyeli taşıyor mu?
Antalya Diplomasi Forumu (ADF), küresel siyasetin kalbinin attığı bir platform haline gelerek tüm dünyanın dikkatini üzerine çekmeyi başardı. İlk düzenlendiği yıllarda yerel bir girişim olmaktan öteye geçemeyeceği iddia edilen bu organizasyon, 2026 yılı itibarıyla Batı'daki muadilleri olan Münih Güvenlik Konferansı ve Davos ile kıyaslanan bir diplomasi platformuna dönüştü. Uluslararası basında yer alan analizler, ADF'nin artık sadece krizlerin konuşulduğu değil, çözüm reçetelerinin yazıldığı bir merkez olduğunu vurguluyor.
DİPLOMASİNİN YENİ ADRESİ: VERİLERLE ADF
Bu yılki forumun başarısı rakamlarla da tescillendi. 100'den fazla ülkeden devlet ve hükümet başkanının yanı sıra, 80'i aşkın dışişleri bakanı ve uluslararası kuruluş temsilcisi Antalya'da bir araya geldi.
Forumun Batılı platformlardan en büyük farkı, ortaya çıkan sorun alanlarından kaçınan ve bu sorunlara Batı merkezli çözümler arayan bir platform olmak yerine, dünyadaki sorun alanlarının tamamından temsilcilerinin görüşlerini ifade edebildiği bir platforma dönüşmüş olmasıydı. Bu kapsamda birçok siyaset bilimciye göre ADF, Batı merkezli diplomasi dilinin tıkandığı noktada, çok kutuplu dünyanın yeni müzakere alanı olmayı başardı. Forumda Ortadoğu, Afrika ve Balkan ülkelerinden üst düzey heyetlerin toplantıya iştirak etmesi yukarıda ifade edilen görüşlerin de tescili niteliğindedir.
STRATEJİK DÖRTLÜ: TÜRKİYE, MISIR, SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN
Forumun en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki üst düzey temaslar oldu. Bölgesel güvenlik ve gelecek vizyonu kapsamında bir araya gelen bu dört ülke, verdikleri mesajla dikkat çekti: "Bu birliktelik Batılı ittifaklara bir alternatif değil, bölgesel bir zarurettir." Hiç kuşkusuz bu dört ülke uluslararası nizama katkı sunarken ulusal ve bölgesel çıkarlarını da feda edecek değiller.
Mezkûr dört ülke bir araya geldiğinde ortaya çıkan potansiyel muazzam boyutta ve bölge halklarının çıkarınadır. İşte bu dörtlü yapının sahip olduğu devasa gücün istatistiksel izdüşümü:
* Demografik güç:
Bu dört ülkenin toplam nüfusu 480 milyonu aşmaktadır. Bu rakam, Avrupa Birliği'nin toplam nüfusundan daha büyük bir insan kaynağı ve pazar potansiyeli anlamına gelmektedir.
* Ekonomik hacim:

4