Şimdi hâlâ tutsağım
Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü için Müslümanlar birleşmeli midir, yoksa bu çağrı hangi siyasi amaçları gizlemektedir?
Yazı, Mescid-i Aksa'yı konuşturan ve onun "esareti" üzerinden Müslüman birliğini çağıran bir metindir. Yazarın iddiası, Müslümanların zulme karşı kayıtsızlığının ve "mümin olmanın" eksikliğinin sorumlu olduğudur. Ancak dini sembolizm üzerinden siyasi çatışmaları meşrulaştırmanın, sorunu çözmek mi yoksa kutuplaştırmayı mı derinleştirmektedir?
"Ben Mescidi Aksa'yım, Müslümanların ilk kıblesiyim. Son peygamber Hazreti Muhammed Mustafa'nın (sallallahü aleyhi vesellem) miracının şahitlerinden biriyim. Uzun zamandan beri düşman elinde esirim. Ne Müslümanlar bana doyabiliyor ne de ben onlara doyabiliyorum. Belirli şartlar ve zamanlar dışında ayırıyorlar birbirimizden bizi. Batıl inanç ritüelleri duvarlarımı nefessiz bırakıyor. Ben hakiki din olan İslam'ın şerefiyim.
Geçtiğimiz Ramazan-ı şerifte kollarımı zincirlediler. Mescidimde namaz sesleri kesildi. Teravihin o nurlu salevatları içimde yankılanmadı. Büyük bir eksiklik yaşadım. Boynu eğik, gözü nemli, beli bükük bir Ramazan-ı şerif geçirdim. Filistin halkı gözyaşları ve çabaları ile çevremde bulundular. Beni sahipsiz bırakmadılar. Yarın ahirette onlardan razı olacağım. Rabbime onlar adına şefaat edeceğim. Şimdi hâlâ tutsağım. Bu esaretimin ne zaman biteceğini bilmiyorum. Aslında Müslümanlara verilen, önemli bir emanetim. Çevreme şöyle bir bakıyorum da yakınımda olan tüm Müslümanlar zulüm içindeler. Onlara da ayrı üzülüyorum. Duvar alçılarımı diken diken yapan şey ise, bu duruma umursamayan müminler...
Bir türlü anlam veremediğim bu durum beni endişelendiriyor. Müslüman kardeşliği ne kadar büyük bir zaafa uğramış. Bana ne demekten kurtulup bir an önce toparlanmanız, birlik olmanız, ecdadınız gibi dünyaya huzuru, adaleti ve barışı getirmeniz özlemimdir. Benim özgürlüğümü de siz geri alabilirsiniz. Bana ve tüm Müslümanlara sahip çıkabilirsiniz... Bu arzu da mümin olmanın bir parçasıdır. Birlik olun ki gücünüz geri gelsin."
Sevda Yerinde
ŞİİR
Kalır...
Ey yâr dide-i deryanda boğulurum,
Can gelir bedene ne zaman,
Nefesini solurum,
Yüzümün gülmesinden yana
Daim umutsuzum,
İhtimal-i tebessümüm,
Yalnız sende tek umudum,
Bedende can mı kalır aşk olmayınca,
Çehreye kan gelir yâri anınca,
Sende olan ben, yok olur
Sedan olmayınca,
Ben mi kalır bende,
Hayat sensiz olunca,
Susuz gülde sensiz bende,
Can mı kalır
Sensiz,
Senin olan yüreği karalar alır,
Hüdavendi uğruna neler verir ne alır
Şems gidince ay nursuz kalır.

19