O ihtiyara çocukken çok kızardım

Bizim köyde yaşlı bir amca vardı. Çocukları toplar hikâyeler anlatırdı. Bilmeyenler çoktur; eskiden köylerde evden su akmaz çeşmelerden kaynak sularından insanlar kovalarla su taşırmış. Çeşmeye zincirle bağlı bir de bakır tas bulunurmuş, su içmek için.

Yaşlı bir derviş çeşmeden geçiyormuş. Orada kızcağızın birinden bir tas su istemiş. Kızcağız ihtiyara yardımcı olmayınca derviş ona "Allah sana iyi huylu bir eş nasip etsin" diye dua etmiş. Biraz sonra bir başka kızcağız geldiğinde derviş ondan da su istemiş. Kızcağız güler yüzle dervişe yardımcı olmuş. Derviş ona ise "Allah sana geçimsiz bir koca nasip etsin" demiş. Kızcağız bu dua yerine bedduayı alınca şaşırmış. Sebebini sormuş. İhtiyar "Burası imtihan yeridir hayatın dengesi böyle sağlanır kızım" demiş.

Ben küçükken bu hikâyeyi dinlerken çok kızardım o ihtiyara. Bu haksızlık değil miydi İyiliğin karşılığı beddua mı olmalıydı

Ta ki günü geldi büyüdük, hayatın çemberinden geçmeye başladık. Yeni çevreler, yeni insanlar... Baktım ki hayat gerçekten de çok garip! Tıpkı bu hikâyedeki gibi garip bir denge var. Gül gibi insanlar dikenlerle boğuşuyor, diken gibiler el üstünde... Gülüp eğlenmek varken ağlayanlar, üç günlük dünyayı eşe dosta dar edip ağlatanlar...

Dayanan dayanıyor bir şekilde, dayanamayan çekip gidiyor. Mutsuz huzursuz bir hayat, ortada kalmış çocuklar, kavga, şiddet ya da cinayet... İnsanın kalbinde denge olmadı mı hiçbir yerde olmuyor, insan gibi yaşayamıyor, başkalarının da dengesini bozuyor.

Ne kadar kibar olursak, merhamet gösterirsek o kadar üzülür müyüz Ne kadar öfkeli olursak, diş gösterirsek o kadar kazanır mıyız Sanmıyorum.

Ben bana yakışanı yapıp kibar ve merhametli, iyi insan olmayı, sevgiyi elinde ve dilinde taşımayı tercih ediyorum. Dilerim ki bu fani dünyada mutluluk ve huzur kazanırım. Sizlere de iyi dileklerimi sunuyorum. Kimseye beddua etmeyin. Hoşça kalın!

Hatice Kılıçaslan

ŞİİR

Tesadüf

Tesadüf denilen o gizli perde,

Aralanır bir gün bilinmez yerde.

Bir ayak sesiyle ürperirken can,

Mekânı ve vakti durdurur zaman.

Çarpışan iki ruh kör bir sokakta,

Bir sırlar düğümü gizli şafakta.

Ne rüzgâr rastgele ne düşen yaprak,

Çizilmiş bir yoldur bastığın toprak.

Kul der ki: "Rastlantı, apansız kaza"