Nereye doğru gidiyoruz

Geçmişle bağını koparıp "çağdaş" olmaya çalışan toplumlar, 5000 yıllık mirası 200 yıllık modaya feda etmek pahasına gerçekten ilerleme mi kazanıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, aile ve rehber kişiler aracılığıyla nesilden nesile aktarılan kültürel değerlerin toplumsal refahın temelini oluşturduğunu savunmaktadır. Batılılaşmanın gelenekleri çöpe atmasının ve rehbersiz eğitimin sonucunda, ahlaki erozyona uğrayan toplumlarda iyi insan yetişmesinin imkânsız hale geldiğini ileri sürmektedir. Ancak "gösteriş" ve "diplomalı cahillik" gibi açık ve kapalı suçlamaların ardında, yazar kendi değer sistemini mutlak doğru olarak sunuyor; bu da köktencilik mi, yoksa geçmişe özlem mi?

Köksüz bir ağaç olamayacağı gibi, geçmişle bağları koparılan bir insanın asude bir hayat yaşaması mümkün müdür

Nasıl ki fizyolojik ve biyolojik özelliklerimizin taşınması DNA molekülleriyle sağlanıyorsa; maneviyatımızın geleceğe taşınması da fen ve din ilimlerinin öğrenilmesi ve öğretilmesi ile beraber; örf, âdet ve geleneklerimizin nesilden nesile aktarılmasıyla mümkündür.

Bu aktarım ise ancak ailedeki temel eğitimden sonra; ilminde mütehassıs, rehber şahsiyetlerin vereceği eğitimle ve onların doğru kaynaklardan süzülerek hazırladıkları eserleri ve dahi onların insanlığa numune olan hayatları sayesinde mümkün olabilir.

İyi insanların nesebinden ve ruh yapısından gelen asaletinde bunları fark etmek çok da zor olmasa gerek. Zira "Her şey aslına rücu eder" düsturu, bu hakikatin en güçlü delilidir.

Geçtiğimiz asra kadar önce aileden, sonrasında ise aklıselim ve ilim sahibi rehberlerden aldığımız eğitim sayesinde toplum olarak çok daha rahat, mutlu ve huzurluyduk.

O dönemin insanlarının; eğitmek, yetiştirmek ve sahip çıkmak gibi eşsiz faziletleri, bu uğurda sergilediği emsalsiz fedakârlıkları vardı. Yetiştirdikleri güzide talebeler, o rehberlerin büyüklüğünü anlamaya kâfi gelirdi.

Ne yazık ki bugün genel anlamda ne ailede, okulda ne hayatta o eski tutum ve davranışlar, o güzellikler neredeyse hiç kalmadı.

Gösteriş budalası aileler ve diplomalı cahiller çoğaldıkça; vatanına, milletine, dinine ve değerlerine bağlı, devletine faydalı örnek insanlar yetişmesi şöyle dursun maalesef ki iyi insan yetişmesi bile hayal oldu!

Meşhur "Rehbersiz kemâlin zevalî vardır" sözü bugün acı bir şekilde karşılık bulmaktadır.

Nam-ı diğer Madenci

ŞİİR

Duruş

İnançsızlık ilk etap, merhale...

Ahlâk erozyona uğradığında,

Salıver gitsin.

Utanma olmadığında her şey "doğal,

Olağan, sıradan"

Her adım planlı, programlı,

Sırasıyla, sıradan.

Adı bile belli "yap boz"

Yap bak değil, yap gör değil, boz.

Ne tufa ama. Ne tuzak.

Batılılaş... Uçsuz bucaksız...

Adını sen koy:

"Toplum Mühendisliği", "çağdaşlaşma"

Örf, âdet, gelenek çöpe...

Kır zincirlerini.

Yallah özgürlüğe(!) alabildiğince,

Sınırsız, gittiği yere kadar.

Bilimsellikten söz ediyor, yola çıkıyoruz.

5000 yıllık genoma sırtımızı dönüp,

200 yıllık "hızlı çeken vurur"