Salon sessizliğe bürünmüştü. Bilal hafız Kur'ân-ı kerim okumaya başladığında, Akif Hoca sese hayran kalmıştı. Hasan Hoca'yla göz göze geldiler: "Demek başardı" dedi.
Hasan Hoca tebessüm etti. "Başaran ben değilim hocam. Siz kaydettiniz, annesi dua etti; Rabbim de bu evlada çalışmayı nasip etti."
Yıllar geçti. Bilal ilmini tamamladı. Güzel ahlakı, vakur hâli ve gönüllere dokunan tilavetiyle tanındı. Büyük bir camiye başimam olarak tayin edildi. Hasan Hoca başka bir şehirde hizmet etmeye devam etti. Akif Hoca ise emekli oldu. Yaş ilerledikçe gözleri de zayıfladı. Bir gün bastonunu ararken duvara çarptı. O an, yıllar önce koridorda duvarı eliyle yoklaya yoklaya yürüyen küçük Bilal geldi aklına. İçini ağır bir pişmanlık kapladı.
"Meğer göremeyen o değilmiş..."
Bu cümle uzun süre zihninden çıkmadı. Bir ramazan günü kapısı çalındı. Açtığında karşısında elinde küçük bir sepet taşıyan uzun boylu bir adam vardı. Sesini duyar duymaz tanıdı.
Bilal eğilip elini öptü. "Sizi ziyaret etmek istedim hocam."
Akif Hoca onu içeri davet etti. Bir süre sessizlik oldu. Sonra yaşlı adam konuştu:
"Evladım... Sana haksızlık ettim. Gözlerin görmüyor diye senden umudumu kestim. Seni en arka odaya gönderdim. Hasan Hoca olmasaydı belki de bugün burada olmayacaktın."
Bilal yumuşak bir tebessümle başını salladı. Hasan Hocam bana yol gösterdi. Siz de bana o kapıyı açtınız hocam. Bir insanın hayatında bazen bir kapıyı açan da o kapının ardında elinden tutan da ayrı kişiler olur."
Akif Hoca'nın sesi titredi.
"Bana hakkını helal eder misin"
Bilal hiç düşünmeden yaşlı hocanın ellerini tutup öptü. Yaşlı adamın gözlerinden yaşlar süzüldü. O gün, yıllar önce en arka sıraya oturttuğu talebesi, onun gönlündeki en ağır yükü kaldırıp götürdü...
Selman Devecioğlu
ŞİİR
Sonsuz kudret...
Güneş dünyaya biraz daha yakın olsa
Dünya yanacak,
Biraz daha uzak olsa dünya donacak,
Dünyada hayat olmayacak,
Güneş'i hassas bir ölçü ile
Uzay boşluğuna bir lamba gibi asan
O'nu sönmeyen bir ateş yapan,
Uzay boşluğunda tutan,
'Yeryüzü sarsılmasın diye'

22