Kabir ziyaretleri insana ölümü hatırlatır, ölüden ibret alıp ahireti düşündürür. Hatalarını akla getirir, pişman olur. Böylece kişi, kendisinin de bir gün bu hâle düşeceğini hatırlayıp kimseye kötülük etmeyi düşünmez. Bundan sonra hâl ve hareketlerine daha dikkat edip daha iyi bir Müslüman olmaya çalışır.
Bizim köyümüzdeki caminin kabristanında bir kabir vardır. Fırsat buldukça ziyaret etmeye gayret ediyoruz. O kabrin ayrı bir yeri vardır benim için. Kabrin başına geldiğimde kendi adımı ve soyadımı görürüm çünkü. Orada yatan kişi dedem, babamın babası. Bana da onun adını vermişler. İyi ki de vermişler diyorum. Çünkü kişinin mezarda kendi adını görmesi daha bir ibretlik oluyor, tefekkürü daha derin oluyor.
Kimi zaman dünya meşgalesinden dolayı, bazı sıkıntı ve dert zannettiğim şeylerle dolu bir kafayla gittiğim olmuştur o kabre. Ama bütün bu dertler, sıkıntılar o mezar taşını görünceye kadar sürer. Sonra içimden "Herkes gibi senin de akıbetin karşında duruyor. Dünya için ne bu dert, bu tasa. Senin dert dediğini nimetten sayanlar var" dedirtir bana.
Hatalarımız da pişmanlıklarımız da vardır elbette. Fakat bir de şu açıdan bakalım; evet kabristandayız ama çok şükür ki kabirde değiliz. Hayat devam etmekte, hâlâ ümit var yani. Derler ya "çıkmadık candan ümit kesilmez." Yani bir şeyleri düzeltebilmek için, iyi insan olmak için, hatalarımıza tövbe edebilmek için hâlâ bir imkân var.
Önemli olan yaptığımız hatadan sonraki durumumuzdur. Hatayı kabul edip pişman olacak mıyız, yoksa o hatayı birilerine mi mâl edeceğiz
"Ben hayatımda yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim!" gibi iddialı cümleler sarf etmek yerine, kendimizi hesaba çekebilmeliyiz. Çünkü insanız, aciziz, çok çabuk hataya düşebiliriz. "Ölmeden önce ölünüz" buyurmuş Peygamber Efendimiz "aleyhissalatü vesselâm."
Allahü teâlâ ahir ve akıbetimizi hayreylesin...
Ahmet Çelik-Samsun
ŞİİR
Terslik
Ne zaman aklıma gelsen,
Güller açar, anneler sevinirdi,
Kaybolurdu bir anda sesin,
Geceler unutulur, uyku tutardı.
Ta ki yüreğim susana kadar,
Üşürdü içim, sen bilemezsin,
Aklımda duman, elimde kalem,
Yazdıkça seni karanlığa,

32