İnsanların çoğu bugünlerde içten bir gülümsemeyi ve hâl hatır sormayı unutmuş görünüyor. Sorsanız cevap genelde "dünya telaşı" olacaktır.
Son 30 yılda dünyada bir yalnızlaşma başladı. Nüfus kalabalıklaşıyor fakat ilişkiler azalıyor. Yalnız yaşayanların sayısı her geçen gün biraz daha artıyor.
Onca sosyal ağlar, arkadaşlık siteleri, toplu hâlde buluşmalar insanların kaynaşmasına sebep gibi görünse de araştırmaların sonuçları aksini gösteriyor.
İnsanlar arasındaki güçlü bağların kaybının ve yeni ilişkilerin kurulamamasının birçok sebebi olsa da çok sevdiğim bir abimin söylediğini burada hatırlatmak isterim.
Samimi içten ve güler yüzle bir selam vermek, nasılsın demek muhatabını rahatlatmaktır. Gönül kapısını aralamaktır. Hatırlandığını, değer verildiğini hissettirmektir.
Ekonomik şartlar, geçim zorlukları gibi bahaneler ilişkilerin azalmasına sebep gibi gösteriliyor. Hâl hatır sorma alışılagelmiş sözden öteye gitmiyor. Sanırım böyle sormak âdet oldu. Hatta tanımadığınız insanlar sorduğunda "acaba arkasından bir menfaat bir istek beklentisi olur mu" endişesi dahi yaşıyoruz.
Artık bizler de etrafımızda sıkıntısından düşünceli, dertli insanlara hatır sormuyor ya görmezden geliyor ya da gerçekten yakınlaşmaktan çekiniyoruz. Bunun nice sebepleri var elbette... Ama sonuçta insanlar her hâliyle yalnızlığa mahkûm olmuş durumda... Varlıklı varlığını yalnız yaşarken zevk almıyor, çaresiz, çaresizliğini tek başına yaşarken umutlanamıyor...
Oysa geleneklerimizden ve inancımızdan gelen bir anlayış ile nasılsın sorusu, derdimiz varsa anlamak için sorulurdu. Peki ne oldu da biz böyle yalnızlaştık
Sanırım yine sevdiğim bir abimin şu sözü cevap olarak yeter herhâlde: "İnsanların kalbine dokunmayı unutursak, dünya kalabalık ama ruhen ıssız bir yer olur."
Rumuz: "Madenci"
ŞİİR
Annem
Seni özledim
Gittiğin an ve o anda
Balkon sohbetlerini yapamazsın
Demeni,
Eksiğimi yüzüme vurmanı bile
Yapıyorum anne,
Gittiğin günden beri
Tek eksiğim sensin,
Artık ev boş ben garip...
Resimlerde hatıralardasın
Ve gözlerimde sağanak
Kalpte sızı, evde eksik
Ve ben paramparça...
Gelen yüzümün arkasında
Kimse bilmez,
Gülemeyen ben...
Sana geldim,

19