Günümüzde, akıllı telefon ve sosyal medya insanları yalnızlaştırıyor. Kafelerde bile, -her ne kadar sosyal hayat sayılsa da- ellerindeki telefonlarla insanlar yalnızlık yaşıyor. Dolayısıyla, bir sosyalleşme ve yalnızlıktan kurtulma aktivitesi sayılan evlilik kurumu da bu husustan payını alıyor!
Oysa, evlilik, birlikte bir hayat kurmaktır. Bu nikâhlı birliktelikte bireylerin, tevazu ve anlayış ile hayatlarını sürdürebilmeleri gerekir. İnsanların kalpleri sevgi ve iyilik yeri: Anne baba sevgisi, çocuk sevgisi, vatan sevgisi, yoksula, muhtaca iyilik... Biz, bu güzel duyguların arasından geçerek, şöyle, evli bireylerin hâl ve hatırlarını bir yoklayalım!
Evlilik de iyilik ve sevgi üzerine inşa edilirken, kalpteki diğer bir duygu olan fedakârlık ile de beslenir. Evlilik hayatı bir gün bitebilir, ihtimaline göre kurulmaz; hele çocuk ve yakınlar da işin içine girmişse.
Evlilikte, öncelikle iki tarafın fedakârlığı gerekir. Fedakârlık duygusunu saygı ayakta tutar, sevgi değil. Sevgi zaten Allah'ın bütün kullara bahşettiği, herkeste, her vakit, bulunması ve korunması gereken, genel bir kalp nimeti. Sadece sevgi ile ayakta kaldığı zannedilen evlilikler de farkında olunamayan bir saygı, dolayısıyla gizli bir fedakârlıkta bulunur.
Evlilikteki sevgi, mangaldaki kül gibidir, ufak bir ters esen rüzgâr ile bile uçup gidebilir. Saygı ise hep evlilik ateşini harlatmaya çalışan, külün altındaki, gizli kor ateşidir. Fedakârlık da bu koru her seferinde hızla alevlendirmeye teşvik eden yumuşak rüzgârdır.
Önemli: Sevginin külü, bazen uçuşsa da fedakârlık rüzgârı saygının korunu harlatarak daima alevlendirir! O sebeple, evlilikler zaman zaman sallanıyor görünse bile hemen fedakârlık duygusu devreye girerek güzelim aile birlikteliğinin devamını sağlar. Evliliğin fedakâr bireylerine saygıyla...
Rıdvan Üzel/Eğitimci-yazar
ŞİİR
Sen ve ben
Bir gün...
Sokaklar sessiz olacak...
Kapılar bir daha çalmayacak adımlarıma.
Dünya dönmeye devam edecek,
Ama ben...
Sanki bu şehirden hiç geçmemişim gibi
Yavaşça silineceğim.
Belki bir avuç insan hatırlayacak adımı,
Belki birkaç damla gözyaşı dökülecek ardından...
Sonra onlar da
Kendi telaşlarında unutacaklar beni.
Ama sen...
Sen unutmayacaksın,
Ya da ben seni...
Kim bilir...
Mezar taşımın altında
Çürüyen bedenim değil
Seninle yaşadığım anılar kokacak hâlâ.
Gözlerin, karanlık toprağın içinde
Bile parlayacak içimde.
Ve ben,
Ölümün soğuk yolculuğuna hazırlanırken
Yanıma hiçbir şey alamayacağımı bileceğim.
Ne bir mektup,
Ne bir hediye,

29