Dinimiz, dünyaya da ahirete de çalışmayı emreder ki bu yüzden hadis-i şerifte "Dünya, ahiretin tarlasıdır" buyurulmuştur. Fakat biz, bazen hiç ölmeyecekmişiz gibi dünya meşgalesine o kadar dalıyoruz ki, ahiret için çalışmayı ihmal ediyoruz. Evet, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmalıyız fakat yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmalıyız.
Dünya, bizi ahirete kavuşturan bir binektir. Mutlak manada kötü değildir. Bir servet yurdudur, tabii ahiret azığını hazırlayanlar için. Bir vasıta olan bu dünyayı iyi yolda kullanan kazanır, kötü yolda kullanan kaybeder.
"Dünya deniz gibidir" diyor Hazreti Mevlânâ. "İnsan da gemi, denizin üzerinde gideceğiz. Menzilimiz ahiret. Gemi altımızdayken bizi güzel gezdirir ama denizin suyu geminin içine girerse de batırır." Yani dünyayı sevmemeli ama kullanmalıyız. Zaten bize hizmet için yaratıldı. Her ne olursa olsun hak ettiğinden fazla değer verirsek başımıza bela olur. Haddini aşan zıddına döner. "Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur" derler ya...
Bizim burada dikkat etmemiz gereken husus, dünya için çalışırken sevgisine kapılmamaktır. Kişinin kalbinin, dünya malını ve mülkünü sevmesi, ahiretine zarar verir. Çünkü dünya sevgisi, günahların başıdır. Biz dünyalık olana ne kadar üzülürsek o nispette ahiret sevgimiz kalpten çıkmaktadır. Dünyada herkes misafirdir. Yanımızdakiler emanettir. Misafir, elbet bir gün gidecektir; emanet, elbet bir gün geri alınacaktır. Bunun başka çaresi yoktur...
Nabi merhumun da dediği gibi: "Ayine-i idrakini pak eyle sivadan/Mihman mı gelir hane-i nâ-pake hicab et!" Yani "İdrak aynanı temizle, kalbini temizle, cilala. Pak olmayan haneye misafir mi gelir, hicap et, utan!"
Büyüklerin buyurduğu gibi: "Muhammed aleyhisselamın dinine uyan, dünyayı ve haramları sevmez olur. Kalbinde haram işlemek arzusu kalmayınca, kalbine Allah sevgisi dolar." Vesselâm...
Ahmet Çelik-Samsun
ŞİİR
Numune
Hikmetsiz hiç işi yoktur ki hâşâ,
Rabbimin her işi yerli yerinde,
Lakin meymenetsiz kulları var ya,
Bal söylese zehir olur dilinde.
Su katar aşçının pişmiş aşına,
Nasihat dinlemez, etme boşuna,
Ağzınla kuş tutsan gitmez hoşuna,
Şeytan gezer gece gündüz kolunda.
Çöğdüremez bir yaralı parmağa,
Kurutur girerse coşkun ırmağa,
Belli ki çok haram girmiş kursağa,
Bozukluk aslında ya da neslinde.
Adını duyanlar ekşitir yüzü,
Ne yapar ne eder eğriltir düzü,

58