Ceza tek başına çözüm olabilir mi

Ebeveyn sustukça çocuk büyüyor; çocuk büyüdükçe ev de okul da öğretmen de küçülüyor.

Arka planda birden fazla kırılma aynı anda çalışıyor. Geniş aile çözüldü; büyükanne ve büyükbabanın taşıdığı değerlerin, sınırların, aidiyetin yerini kreşler ve ekranlar almaya çalıştı ama sonuç ortada. Ekranların aile iletişimine ve beyin gelişimine verdiği zarar bilinmesine rağmen müdahale gecikiyor zira dijital platformların arkasındaki büyük şirketler, ekran başında geçirilen her dakika içinde gelir elde ediyor. Bu ekonomik yapı, denetim mekanizmalarının devreye girmesini sistematik olarak zorlaştırıyor.

2021 yılında Michigan'da bir okul saldırısı sonrası Batı hukukunda emsal niteliğinde bir karar çıktı: Saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki çocuğun annesi 10, babası 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçları, oğullarına silah almak ve okul yönetiminin tüm uyarılarına rağmen harekete geçmemekti. Bu karar, ABD'de bir okul saldırısında hüküm giyen ilk ebeveyn örneği olarak tarihe geçti. Bugün Türkiye'de de benzer bir tartışma kapıyı çalıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş okul saldırılarının ardından yapılan açıklamada "aileleri, denetim ve bakım yükümlülüğünü ihmal etme gerekçesiyle çocukların işlediği bazı suçlardan sorumlu tutmayı gündeme getireceğiz" dinilmişti. Bu adım doğru yönde; ancak eksik kalırsa tehlikeli de olabilir. Türkiye bu yolu seçiyorsa, hukuki altyapı ve aile destek sistemi birlikte inşa edilmek zorunda. Ceza tek başına çözüm değil, çözümün yalnızca bir parçasıdır. Destek olmadan ceza zaten kırılgan olan aileyi daha da zorlayabilir; kırılan aile ise yeni kırılganlıklar üretir.

MEB'in Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği, rehber öğretmenleri yalnızca sınav yönlendirmesiyle değil; gelişimsel, önleyici ve iyileştirici hizmetlerle, üstelik okul risk haritası oluşturmakla da görevlendiriyor. Bu önemli konuya yarın da devam edeceğim.

Sosyolog-Kübra Tıbıkoğlu

ŞİİR

Dilhane

Gecenin kasveti midir içimi karartan,

Yoksa yârin gözündeki ben mi

Yüreğimi parçalayıp yaralayan,

Gözüne sürdüğün sürmenin kalemi,

Ziyan etti ger-i kalp dilhanemi,

Nur yüzün, nazarın düşmanı bir tane,

Katletti, bitirdi beni şaşırttı feleğimi,

Aşk aşikâr olur bakınca gözden göze,

Âşığın aşkı yıkmaz mı cihanı,