Aile, bir çocuğun dünyaya gözlerini açtığı ilk limandır; sevgi, güven ve şefkatin yegâne evidir. Anne ve baba, çocuğun ilk öğretmenidir, ilk dostudur, ilk kucak açan kollarıdır. Her sabah çocuk uyanır ve gördüğü ilk yüzlerde, duyduğu ilk sözlerde hayatın sıcaklığını hisseder.
Her "iyi ki varsın" sözü, her sarılma, her gözyaşı paylaşımı, ruhunda silinmez bir iz bırakır.
Anne ve baba, çocukları arasında ayrım yapmamalıdır. Her biri eşit sevgiye, eşit ilgiye, eşit anlayışa layıktır. Çünkü bir çocuğun kalbine düşen eksik sevgi, boşluk bırakır; bir kardeşiyle arasında hissedilen fark, gizli bir hüzün oluşturur. Adalet, eşitlik ve sevgi, ailede atılan ilk adımlardır; bu değerler, çocuğun gelecekteki bütün ilişkilerinin temelini oluşturur.
Bazen anne, bazen baba yorulur, hayatın ağırlığı omuzlarına biner ama unutulmamalıdır ki, bir çocuğun dünyasında, anne ve babanın sevgisi her yorgunluğu siler. Onun gözlerinde gördüğümüz umut, dünyadaki tüm kaygıları unutturur. Çocuk, anne ve babasının kucağında güvenle büyür; merak eder, hayal kurar, düşler ve bazen düşer ama her zaman onların sevgisiyle yeniden kalkar.
Anne ve baba, birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Birinin sabrı, diğerinin şefkatiyle birleştiğinde, çocuk kendini eksiksiz hisseder. Onların birlikte sunduğu eşit ve şartsız sevgi, çocuğun ruhunu besler, onu hayata karşı cesur ve sevgi dolu bir birey yapar.
Aile, yalnızca kan bağı değildir; aile, yürek bağıdır. O bağın güçlü olması için sevgi her çocuğa eşit dağılmalı, şefkat her zaman paylaşılmalı, adalet her zaman rehber olmalıdır. Çünkü çocuklar, bir kez kaybettiği güveni kolay kolay geri kazanamaz. Her gülüş, her sarılma, her dinlenen söz, onların ruhunda derin bir iz bırakır ve onları yarının güçlü, umutlu ve sevgiyi bilen bireyleri hâline getirir.
Ve unutulmamalıdır ki ailedeki her gözyaşı, her kahkaha, her birlikte geçirilen an, çocuğun kalbinde ömür boyu sürecek bir hazineye dönüşür. Onu korumak, sevmek, eşit ve adaletli büyütmek, dünyadaki en kutsal görevdir...
Veysel Alten/Eğitimci-yazar
ŞİİR
Kaydır!
Haydi kaydır satırları(!)
Olmuyor değil mi
Ekran gibi satırlar hemen değişmiyor.
Akmıyor cümleler.
Gözün sabırla satırlar üzerinde gezinmesi,
Zihnin anlamla demlenmesi gerekiyor.
Çok müşkül bir iş.
Çok zaman alan bir eylem...
Ki biz kaydırmaya öyle alışmışız ki,
Kitap okumaya tahammülümüz hiç yok.
Durup düşünmeye de vaktimiz yok.
Sahi nasıl bu hâle geldik
Bizi nasıl böyle düşünmekten,
Etrafımızı fark etmekten alıkoydular
Çünkü biliyorlar;
Düşünen insan fark eder.
Okuyan insan öğrenir.
Onlar istiyor ki:
İnsan düşünmesin,
İnsan okumasın.
Çünkü cahili yönetmek kolay.
Okumayanı kandırmak çocuk işi.
Şimdi biraz olsun ekran süremizi kısıp,
Kaydırmaya ara verip
Gözlerimizi çevremize çevirelim.

18