Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (238)

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Emin_Yalman; 27.10.2025)

"Mâbûd"u gibi, Sabataîliğin Yâkûbî koluna mensûb Yalman Âilesinin Feriköy Mezarlığı'ndaki mezar taşı…

***

Ferman çıkınca, Yalman, gazete neşriyâtına başlıyor

Karpiç Lokantası'ndaki karşılaşmadan bir müddet sonra, "Büyük Şef", Ahmed Emin'e, Falih Rıfkı'yle haber göndererek, gazete neşriyâtına başlama tâlimâtı veriyor:

"…Karpiç'teki karşılaşmadan sonra, Falih Rıfkı Atay vasıtasiyle Atatürk'den şu emri aldım:

'- Yayınlanmak üzere dikte ettiğim mektup, bir lâtifeydi [l̃atîfeydi]. Bunun yayınlanmasına lüzum olmadan Ahmed Emin derhal eski mesleğine dönebilir.'

"Demek ki benim için gazeteciliğe dönüş yolu kesin surette açılmıştı. Gazetecilik denilen hastalıktan kurtulduğuma dair on yıldır tekrarladığım sözlerin içimden gelmediği, gazeteciliğin kanıma karıştığı, iliklerime işlediği derhal belli oldu. Mesleğime kavuşabildiğimden dolayı çılgınca seviniyor, eşim Rezzan'la beraber bayram yapıyorduk…" (Yalman 1970: III/220-221)

"Büyük Şef"ten aldığı emir üzerine, Yalman, hemen faâliyete geçiyor ve ilkin Kaynak isimli bir haftalık gazete neşrediyor. Fakat "bu gazete tutmuyor"… (Yalman 1970: III/222)

"Ebedî Şef", yine Yalman'ın imdâdına yetişiyor

Bu muvaffak̆iyetsizlikden sonra, Yalman, "kara kara düşünürken, birden, karşısına, çok ümîdli, çok yaman bir ufuk açılıyor"… "Hal̃âskâr Şef", bir kerre daha onun imdâdına yetişiyor ve İş Bankası'nın (yine Cemâatten) Ali Naci Karacan'ın elinde "çok ziyân eden Tan gazetesinin" kelepir denilecek bir fiyattan Yalman'a devredilmesini emrediyor:

"İş Bankası Umum Müdürü Muammer Eriş, bir gün beni çağırdı. Eğer bir şirket kurabilirsem, bu tesisleri, bina ve gazeteyle beraber, çok uygun fiat ve şartlarla ele geçirebileceğimi söyledi. Sonradan haber aldığıma göre, Atatürk, benim gazetecilik mesleğine dönmeme izin verdikten sonra, Tan gazetesinin tesislerinin benim elime geçmesini, böylece mesleğimden uzak geçirdiğim hasret yılları için bir teselliye kavuşmamı ve memlekette objektif tenkidlerde bulunacak müstakil bir gazete çıkmasını istemiş, ona göre emirler vermişti. Böylece çok uygun ve emsalsiz şartlarla bir teklif yapılmasında onun nüfuz ve arzusu büyük rol oynamıştı. Uzun müzakerelerden sonra, Muammer Beyle bina ve tesisler için ikiyüz bin lira bedel üzerinde anlaştık. [Hâtırât'ının III/224. sayfasında belirttiğine göre, têsîslerin hakîkî kıymeti, yarım milyon liraymış…] Bunun ellibin lirası peşin, geri kalanı sekiz yılda taksitlerle, faizsiz olarak ödenecekti." (Yalman 1970: III/222-223) (Hâtırât'ının III/241. sayfasında, Tan têsîslerinin fiyatı hakkında şu ilâve îzâhât vardır: "İş Bankasına ait olan bu gazete ve matbaanın techizat ve binası, Atatürk'ün emriyle, benim şahsıma, yok bahasına ve uzun taksitlerle verildi…")

1945'te, Sanfransisko'da: Soldan sağa: Ahmed Emin Yalman, eşi Rezzan Yalman (Cemâatdaşı Mustafa Kemâl'e nazaran "akıllı ve cesaretli bir Türk kızı") ve Falih Rıfkı Atay… (Yalman 1970: IV/12)

***

Tan'da üçlü Sabataî ortaklığı

"Ebedî Şef", Yalman'a hakîkaten pek l̃utufkâr davranmıştır: Yarım milyon lira kıymetindeki Tan Matbaasının 200 bin liraya, üstelik 50 bini peşin, bak̆iyesi sekiz senelik taksitlerle ödenmek üzere satılması, Yalman'ın da kaydettiği gibi, onun "yok bahasına" elden çıkarılması demekdir.

Buna rağmen, Yalman, matbaayı tek başına satın almıyor veyâ almak istemiyor, kendine iki Cemâatdaş ortak buluyor: Mehmet Zekeriya Sertel ve Halil L̃utfî Dördüncü…

Hem gazete patronu, hem de gazeteci olarak büyük tecrübe sâhibi bu üç kişi, gazeteye yeni bir çehre kazandırıyor, Tan, 1 Ağustos 1936 târihinden îtibâren, Yalman'ın Başmuharrirliğinde, o günlerin Türkiye'sinin en kaliteli gazetesi olarak intişâra başlıyor.

Ortaklık iki sene kadar devâm edecekdir.

7 Ağustos 1938 târihli nüshada Yalman'ın "Ebedî Şef"in ağır hastalığını ifşâ eden bir başmakâle kaleme alması, Gazetenin, Hük̃ûmet tarafından bir müddet kapatılmasına sebeb oldu. Ortaklar arasında devâm eden fikir ihtilâfları ve menfâat çekişmeleri üzerine bu bir müddet kapalı kalma mecbûriyeti de ilâve olunca, ortaklık bozuldu, dîğer ortaklar, hissesini ödiyerek Yalman'ı gazeteden ayırdılar.

Gazete, üç ay sonra, 9 Kasım 1938'de, Mehmet Zekeriya Sertel'in Başmuharrirliğinde tekrâr intişâr edecek, giderek Sosyalist temâyüllü bir gazete hüviyeti kazanacak, Harb senelerinde Sovyetler lehinde propaganda yapacak, 4 Aralık 1945'te Üniversite gencliğinin ve halkın protestosuyle karşılaşacak, matbaası kısmen tahrîb edilecek, bu hâdise üzerine müddetsiz olarak kapanacaktır…

Yalman ise, 19 Ağustos 1940 târihinden îtibâren, kendi Vatan gazetesini neşredecek, 1961'e kadar devâm eden gazete neşriyâtı sâyesinde, efk̆ârıumûmiye ve siyâsî hayât üzerinde büyük têsîr icrâ edecekdir.

MATBÛÂTIN ESÂRETİNE DÂİR 11. MİSÂL: YALMAN-SERTEL-DÖRDÜNCÜ ÜÇLÜSÜNÜN TAN GAZETESİ GİBİ CUMHURİYET GAZETESİNİ DE O KURDURMUŞTU

Tan gazetesini, 1936'da, kendilerine büyük imk̃ânlar bahşederek Yalman-Sertel-Dördüncü üçlüsüne têsîs ettiren Mustafa Kemâl olduğu gibi, ondan on bir sene evvel, Yunus Nadi-Zekeriya Sertel-Nebizade üçlüsüne Cumhuriyet gazetesini têsîs ettirip İttihâd ve Terakkî binâsını gazetelerine tahsîs ettiren de yine oydu…

Bunun, matbûât üzerinde hâkimiyet kurmanın en doğrudan vâsıtası olduğu âşik̃ârdır…