Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (256)

(Türkiye'de gazete bâyilerinde satılan) "yüzlerce kitab ve kitabcık, hep [Komünizm telk̆în eden] bu rûh, bu mânâ, bu edâda yazılmıştır"

22 Ekim 1937 târihli Cumhuriyet'in altıncı sayfasında, "Acaba bu vesikalara ne buyuracaklar İçlerinde bize saldıranlar da olduğu halde, müseccel komünistlerin propaganda neşriyatını göz önüne koyuyoruz…" başlıklı makâle, Komünist neşriyâtından nümûneler zikrederek, kendilerine hücûm eden Tan'cıların Komünist olduklarını ve neşriyât piyasasında, Komünist neşriyâtının büyük ağırlık kazandığını isbâta müteveccihdir. Makâle, bu iddiâlarını isbât ediyor, fakat bu hâlin ("müseccel Komünist" Sabiha Sertel'in Marksist neşriyât yapabilmesi dâhil) "Büyük Rehber"in Anadolu Milletine Materyalizmi aşılama siyâsetinin bir tezâhürü olduğu vâkıasını es geçiyor:

"…Resimlerini gördüğünüz şu kitablar ve kitabcıklar gibi Türkiyede bir sürü propaganda paçavrası neşredilmiştir. Fotoğraf objektifimizin müsaadesi nisbetinde gözönüne koyduğumuz bu kitab ve kitabcıkların hepsi, ilim kisvesine bürünerek tebdili kıyafet etmeğe çalışmalarına rağmen, veba faresi gibi memlekete komünizm basillerini saçmağa memurdurlar.

"Kemalist Türkiye"de, alenî (legal) Komünist neşriyâtından bir nümûne: "Muhammed gibi Karl Marx da dünyâya mutluluk vermek için geldi, onlar gibi kitab da getirdi"

"İşte bu neşriyattan parçalar: […]

'Musa gibi, İsa gibi, Muhammed gibi Karl Marx da dünyaya mutluluk vermek için geldi, onlar gibi kitab da getirdi, onlar gibi havarilere, ümmetlere malik oldu.'

'Bu devin ölümile açılan boşluk, çok geçmiyecek, kendini hissetirecektir.' İlh… […]

"Şimdilik ayrı ayrı kitablardan aldığımız bu satırlar, çiçeği burnunda, halis bir komünizm propagandasıdırlar: Kimi ücretli sınıfı isyana teşvik için, kimi Marx'ı bir peygamber derecesine çıkarmak için, kimi onun ölümünden doğan boşluğu doldurmak için, kimi de, sınıf mücadelesini kabul etmiyen Kemalist rejim içinde sınıf mücadelesi hazırlamak için yazılmıştır. Biz bu kitablardan rasgele birkaç satır ve birkaç misal aldık. Yüzlerce kitab ve kitabcık hep bu ruh, bu mana bu edada yazılmıştır. […]

"Bu kadının Komünist propagandası yapmak için çıkardığı mecmûalar, kitablar, yazdığı yazılar…"

"(İkinci mesele:) bize hücum etmeğe yeltenenler komünist midirler, değil midirler Bunların gazetesinde yaygarayı basan kadın, bütün meslek muhitinde ve şimdiye kadar bütün neşniyatile kızıl ve müseccel komünist olarak tanınmıştır. […]

"Sabiha Zekeriyya adlı bu kadın, 'Sosyalizm' ve 'Kadın ve Sosyalizm' isminde iki kitab tercüme etmiştir. […]

"…'Kadın ve Sosyalizm' isimli kitabının kendisi tarafından imza edilen mukaddemesinde (Sahife 4) aynen şu satırları yazıyor:

'Kadın meselesini, hâlâ emperyalistlerin ve kapitalistlerin ellerinde bir kukla gibi oynattıkları kadın teşekküllerine bir uçurtma kuyruğu gibi yapışarak müdafaa ettiğini zannedenlere, hakikî hastalığın nerede olduğunu, kurtuluş hareketinde menfaatlerinin hangi cephede bulunduğunu göstermek istedim.'

"Bu da, sınıf mücadelesi güden o kitabı halka takdim ederken, Türk rejiminin hiçbir gün benimsemediği bir kadınlık tezini masum kafalara sokmak ve yutturmak için yazılmış cümlelerdir.

"Bu kadının komünist propagandası yapmak için çıkardığı mecualardan, kitablardan, yazdığı yazılardan cümleler almamıza bu sütun değil, bir haftalık bütün 'Cumhuriyet' nüshaları da kâfi gelmez. İlh…" ("Acaba bu vesikalara ne buyuracaklar", Cumhuriyet, 22.10.1937, s. 6)

Yalman, bu def'a, "okurların ağzından" Cumhuriyet'e hücûm ediyor

22 Ekim 1937 târihli Tan'da, Yalman, birinci sayfadan başlıyan uzun bir makâle ile, bu def'a gûyâ okurlarının ağzından Cumhuriyet'e hücûm ediyor:

" 'Cumhuriyet'in yazılarının şuurlu vatandaşlarda akisleri… Her taraftan tavsiyeler: 'Şu cevabı yaz, şu serlevhayı koy…'

"Cumhuriyet gazetesinin gerilik ve muhafazakârlık duygularını okşıyacak tarzda yazdığı yazılar İnkılâp prensiplerini benimsiyen bütün uyanık vatandaşlar arasında derin bir infial uyandırmıştır. […]

"Cumhuriyet gazetesinin Faşistce yazıları…"

"Bu yoldaki tavsiyeler 'Cumhuriyet' gazetesinin faşistçe yazılarının Türk münevverleri arasında uyandırdığı tesirlerin ifadeleri olduğu için yazılma tavsiyesiyle söylenen sözlerin başlıcalarını aşağıya yazmıya kıymet verdim. […] [Zikrettiği misâllerden en mühimmi, bu kavganın içyüzüne de ışık tutan şu değerlendirmedir:]

"İnkılâp rejiminin çok açık ve berrak bir haricî ve dahilî siyaseti vardır. […] İspanya işinde meylimiz hükûmet tarafındadır. […] Halbuki Cumhuriyet gazetesi iptidadanberi açıktan açığa Franco tarafını tutmuştur. […]

"Almanya ve İtalya ile dostluk beslemeği istemekle beraber, sulh meselesinde onların gittiği yolun katiyen taraftarı değiliz. Bu noktada Rusya ile uzun senelerin tecrübesinden geçmiş bir yoldaşlığımız vardır. Halbuki Cumhuriyet gazetesi Nazi ve Faşist tarafını tutmuş ve Rusya ile münasebetlerimizi sarsacak yazılar yazmıştır.