Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (225)

(Akşam, 28.12.1937, s. 1)

Her totaliter rejim, böyle tedhîş estirerek fikirleri baskı altında tutar…

***

Hamdullah Suphi'nin büyük târihî kıymeti hâiz mektubu: Dil mezâlimini ve "Totaliter Şef" idâresinin içyüzünü gözler önüne seren bir vesîka

Sadri Maksudi'nin 21 Mart 1938'de Üniversiteden azledildikden bir müddet sonra (üstelik yüksek bir maaşla) tekrâr kürsüsüne kavuşmasında Hamdullah Suphi Tanrıöver'in ciddî têsîri olabileceğine dâir, elimizde, Prof. Dr. Ali Birinci'nin gün ışığına çıkardığı çok kıymetli bir vesîka bulunuyor.

1921 ve 1925 senelerinde iki def'a Maârif Vekîlliği yapan, Mehmed Âkif merhûmun "İstik̆l̃âl̃ Marşı"nı yazmasında ve sonrasında da onun Meclis'de "millî marş" olarak kabûl̃ünde büyük têsîri olan, Türk Ocakları'nın değişmez Reîsi, uzun seneler zarfında İstanbul Meb'ûsu, 1931-1944 senelerinin Bükreş Büyük Elçisi, nâdir yetişen hatîblerimizden Hamdullah Suphi Tanrıöver (İstanbul, 1885 – a.y., 10.6.1966, Edirnekapısı Merkez Ef. Mez.), Cumhûr Reîsliği Umûmî Kâtibi Kemal Gedeleç'e Bükreş'ten gönderdiği 3 Mart 1939 târihli iki sayfalık mektubunda, Gedeleç'in tavassutuyle, "Millî Şef"ten, Meb'ûsluğu hitâm bulmak üzere olan Sadri Maksudi'nin mağdûriyetinin önlenmesi için kendisine yeni bir Meb'ûsluk tahsîs edilmesini istirhâm ediyor. "Millî Şef", muhtemelen bu mektubun têsîriyle ve "Ebedî Şef" devrinin küskün ve mağdûrlarından bir kısmını kendine kazanma siyâsetinin de bir tezâhürü olarak, onu, Meb'ûsluk yerine, muhakkak ki daha hayırlı bir tercîhle ve verilebilecek en yüksek maaşla, İstanbul Üniversitesi Hukûk Fakültesi'ne Türk Hukûku Târihi ve Edebiyat Fakültesi'ne Türk Târihi Profesörü olarak tâyîn ettiriyor (1 Mayıs 1939).

Mektub, aynı zamanda, o günki dil mezâliminin ve "Totaliter Şef" idâresinin de esâslı bir vesîkasıdır. Tanrıöver, o devirde, Sadri Maksudi'nin haklı olduğunu gâyet iyi bildiği hâl̃de, sesini çıkaramamış, onu destekliyememiştir; hâl̃buki şimdi, "Reîs ölmüştür" (mektubdaki "ölen Reisimiz" tâbiri mânîdârdır) ve o, hem Resmî Dil olarak Türkcenin mârûz kaldığı tahrîbâtı, hem de, tamâmen haklı olarak "Denizbank tâbiri yanlıştır" dediği için Sadri Maksudi'ye revâ görülen büyük zul̃mü acı acı tenk̆îd etmektedir:

"Cumhurbaşkanlığı Arşivi, Yer: 2/10-20, No: 4716-1 ve 2

"Türkiye Cümhuriyeti Bükreş Elçiliği

"Hususî

"Bükreş, 3 mart 1939

"Cümhurriyaseti Umumî Kâtibi Bay Kemal Gedeleç,

Pek aziz ve muhterem efendim,

"Evvelki ricama gönderdiğiniz cevabı bugün aldım.

"Büyük ve aziz bir hak meselesi için zatı âlinizi üç beş dakika işgal etmeyi kendime bir vazife bildim:

"Denizbank yanlıştır dediği için neredeyse diri diri ateşte yakılacaktı!"

"Büyük Millet Meclisinde mebus, İstanbul ve Ankara Hukuk Fakültelerinde müderris olan Sadri Maksudi, hatırladığınız üzere, geçenlerde garib bir felâketin meşhur bir kahramanı oldu. Millet Meclisi müzakereleri esnasında bu zat denizbank demek yanlıştır, deniz bankası demeliyiz diye bir itirazda bulunmuştu. 3-5 gün Meclis kürsüsünden, matbuat sütunlarından ve radio merkezinden bu korkunç cinayetin tedibi için tenkide, hücuma uğradı. İnfial o kadar büyüktü ki bin bir çeşid ölüm arasında ateşte kızartılarak imha edilmesi tercih edilecek gibi görünüyordu. Bunun üzerine ikinci bir nevi ceza olarak Ankara ve İstanbul Hukuk Fakültelerindeki derslerinden azledildi. Halbuki zavallının iddiası son derecede haklı idi ve türk dilinin tamamen yanlış bir görüşle tazib ve tahrib edilmesine karşı bu zat itirazın nereye varacağını bilmeden Meclisde malum olan ve hatırlarda kalan tenkid cümlesini söylemişdi.

Sadri Maksudi'nin Türkiye'ye yerleşmesini Hamdullah Suphi têmîn etmiş

"Bendeniz Maarif Vekâletinde iken onu Sorbon'daki türk medeniyeti tarihi dersinden aldım ve Ankaraya getirdim. Evvela o çok beğenildi. İsimlerini yukarda saydığım fakültelere profesör tayin edildi, tarih encümenine aza yapıldı ve ölen Reisimizin sofrasına devam edenler arasına katıldı.

"Rusyada, Balkan muharebesi esnasında Duma kürsüsünden türkleri bulgarların zulmüne karşı müdafaa ederek: 'Rusya türklerinin Türkiyeye muhabbetini, sırblara ve bulgarlara karşı ayni sebeblerle muhabbet duyan ruslar mazur görmelidirler!' diye bir nutuk irad etmişdi. Bu nutuk Türk Yurdunun o sırada intişar eden bir nüshasında aynen duruyor.

"Bendenizin davetim üzerine ailesini alup memlekete geldi ve kendisine gösterilen vazifeleri sadakatla ve liyakatla yapmaya devam etti.

"Türk tarihinin ana hatları ve türk dili hakkında yazdığı iki eser, ki bunları bir çok defalar bir mehaz olarak kullanırım, ilmî kıymeti haiz olan iki kıymetli kitapdır.