"Mutlak Şef"in, Âfet Hn.'ın babasıyle münâsebetleri
Org. Altay, 26 Ekim 1925 akşamında da Mustafa Kemâl ile Âfet Hanım arasında dikkat çekici bir muhâvereye şâhid oluyor:
"Afet Hanım'a dönerek öğretmenliğe başlamasını daha sonra da Paris'e tahsilini ikmale göndereceğini söyledi ve babası İzmir'de orman kontrol memuru Hakkı Efendi'nin yazdığı mektuptan bahsetti, arzularının yerine getirileceğine emin olmasını cevaben bildirmesini söyledikten sonra bahsi değiştirdi…" (Altay 1970: 403)
"Sapına kadar Kemalist" Prof. Dr. Mînâ Urgan'ın müşâhedesi: "Mustafa Kemâl, Âfet Hanım dışında hiçbir kadınla uzun süren mutlu bir ilişki kuramamıştı"
Bu arada, henüz 11 yaşındayken ilk dansını M. Kemâl'le yapan ve ilk içkisini de o sırada onun elinden içen (Urgan 1998: 157), kendisini "sapına kadar Kemalist" olarak târif eden (Urgan 1998: 158), Falih Rıfkı Atay'ın üvey kızı, İngiliz Dili ve Edebiyâtı Prof. Dr. Mînâ Urgan'ın (İstanbul, 1915- a.y., 15.6.2000) müşâhedesi de, Altay ve Kinross'un müşâhedeleriyle birleşiyor:
"Mustafa Kemal, Âfet Hanım dışında hiçbir kadınla uzun süren mutlu bir ilişki kuramamıştı." (Mînâ Urgan, Bir Dinozorun Anıları, İstanbul: Yapı Kredi Yl., 1998, s. 164)
Falih Rıfkı Atay'ın üvey kızı olan, Mustafa Kemâl ve etrâfını yakından tanıma imkânı bulan, dünyâ görüşünü "sapına kadar Kemalistim!" sözüyle târif eden Prof. Dr. Mînâ Urgan'ın Âfet Hanım hakkındaki müşâhedesi şudur: "Mustafa Kemal, Âfet Hanım dışında hiçbir kadınla uzun süren mutlu bir ilişki kuramamıştı…"
***
Üçüncü görgü şâhidi: Râfet Süreyyâ Hanım
Yukarıda, Neyyire Özkan'ın Râfet Süreyyâ hakkındaki röportajını nakletmiştik. Bunun bir pasajında, Râfet Hanım, Âfet Hanım'dan ve dîğer "evlâdlıklar"dan bahsediyordu. Onun şâhid olduğu hâl de, Kinross'un, Altay'ın, Urgan'ın müşâhedelerini têyîd ediyor:
"- Beni çok sevdi, çok kıskandılar, düşman oldular. Bir tanesi Afet'ti. Talebeler çoktu o zaman. İsviçre'ye gidip lisan öğreneceklerdi. Bizi gönder, diye. Afet beni tabii dehşetli kıskanıyor. Mesele orda başladı. Ordaymış, ancak bir ay evvel onunla da yatıp, kalkmış. Beni gördüğünde bıraktı. Gayet tabii ki o kız dehşetli kıskandı. Genç bir kadın. Ağlamış, sızlamış. Duyduğum vakit acıdım. Çünkü benden evveldi. Gayet tabiidir ki, kıskanıyor değil mi ya Kabahat kimde Gazi'de. Çünkü ikimizi.... O gidecek zaten, bir ay dur da, sonra beni yakala.' ..... [Bu paragraftaki sansürler, Neyyire Hn.'a âiddir…]

20