Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (219)

Âfet Hanım'ın kendi ifâdesiyle Mustafa Kemâl'le tanışması

Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün (1937 - 12.3.2011) 17 Nisan 1976 târihinde Âfet Hanım'la yaptığı mülâkatta, kendisi, Mustafa Kemâl'le tanışıp onun yanında yer alışını (açık vermemiye dikkat ederek) aşağıdaki şekilde anlatıyor:

"Utkan Kocatürk: Efendim, Atatürk'le ilk defa nerede ve nasıl tanıştınız Bu tanışmadan sonra ölümüne kadar geçen on üç sene çevresinde bulundunuz. Bu ilk karşılaşma ve tanışma sahnesi hakkında bize birkaç cümle söyler misiniz

"Âfet İnan: Efendim, 1925'te Bursa Kız Öğretmen Okulu'nu bitirmiştim. Babam Sinop'ta orman müfettişi idi. O sene sonbahara doğru İzmir'e tayin edildi ve biz âilece İzmir'e gittik. Ben öğretmen olmak istiyordum ve İstanbul'da Yüksek Öğretmen Okulu'na gitmeyi istiyordum. Fakat İzmir'den beni babam yalnız göndermedi oraya. Sonra bazı kazalara zannederim bir tayin falan yaptılar ama, oraya da izin vermedi, gidemedim. Sonunda, İzmir'de Redd-i İlhak Okulu vardı, oraya öğretmen olarak tayin edildim. O sırada üç haftalık öğretmendim, bir ayımı tamamlamamıştım. Tam o sırada 'Atatürk gelecek!' dediler ve şapka giyilecekmiş falan… Bize Müdür dedi ki 'Şapka giyip karşılamaya gideceksiniz!' Ben biraz çekindim falan; fakat işte bütün öğretmenlerle beraber gittik, karşıladık. Sonra, zannederim bir lise idi, şimdi duruyor o bina, Orduevi'nin karşısında. O Lise'de bir çay verilecekmiş. Bizi, hepimizi oraya götürdüler.

"Kocatürk: Yani Erkek Öğretmen Okulu mu, Kız Öğretmen Okulu mu bina Sizin tanımış olduğunuz yer Atatürk'le Çünkü 14 Ekim 1925'te Atatürk, İzmir'de Kız Öğretmen Okulu'nu da ziyaret ediyor, Erkek Öğretmen Okulu'nun da çayında bulunuyor. Şimdi tanışmanız çay'da olduğuna göre, Erkek Öğretmen Okulu'nun verdiği bir çayda olması lâzım…

"İnan: Tam hatırlamıyorum ama, bina tam Orduevi'nin karşısında, yüksekte bir bina idi…

"Selânik'in Doyran sancağından tanıdık bir âilenin kızı"

"Kocatürk: Çay mı idi yani, çay mı veriliyordu

"İnan: Çay idi… Böyle uzun bir masa hazırlanmıştı. Bütün öğretmenler vardı. Baktım bir ara beni çağırdı. Ben Atatürk'ü karşıdan gördüm, fakat kaşları gayet sert falan… Çocukluğumuzda hep işitirdik. Onun için böyle yakından gördüğüm zaman heyecanlandım bir bakıma. Fakat bir de baktım beni yanına oturttular… Bir masada diğer öğretmenler de vardı. Sağında Kâzım Özalp vardı. Ben daha ziyade Kâzım Özalp'la konuşmaya başlamıştım, ama çok çekingendim tabiî… Sonra Atatürk bir ara bana sordu: 'Nerelisin' diye… İşte Makedonyalı… Annem oralı olduğu için… Tabiî ben tanımıyorum oralarını ama, âilemden işittiğim bazı şeyler vardı, onu söyleyince birden ilgilendi, isim falan verince… 'Haa…' dedi, 'O âileden misin' 'Evet' dedim. Anneannem Doyranlıdır, oradan…' 'Evet!' dedi, 'Ben tanıyorum!' dedi ve öyle zannediyorum ki sonradan anneannemle konuştukları zaman, sonra daha çok anlaştılar ama, tam teferruatını da pek bilemiyorum. Yalnız Hürriyet'ten evvel, orada bizim âilenin çiftlikleri varmış, oraya gitmiş, işte tanışmış filan… Onlardan bahsetti, sonradan daha çok bahsetti ama… Onu işitince âile ismini çok ilgilendi. 'Ne yapıyorsun' dedi. Dedim ki: 'Yeni öğretmen oldum, fakat ben okumak istiyorum, babam gönderecek…'

(TBMM Albümü, 1. Cilt: 1920-1950, Ankara: TBMM Yl., Haziran 2010, s. 192)

"Latîfe Hanım'ın Çankaya'da bıraktığı boşluğu dolduran" ve "Mustafa Kemâl'e huzûr veren bir arkadaş olan" Selânikli Âfet Hanım'ın babası İsmail Hakkı Uzmay, "Mutlak Şef" tarafından, iki devre (IV ve V, 1931-1935, 1935-1939) Bolu Millet Vekîli tâyîn edilmişti. Kemalist Totaliter Rejimin çarkları böyle dönüyordu…

***

"Kocatürk: Bir teklif yaptı mı size

"İnan: Sonra işte, akşamı bir müsamere vardı. Babamla gittik oraya. Orada yaptı. 'Okutayım!' dedi. Ben 'Yabancı dil öğrenmek istiyorum' dedim. Bizim bir Fransızca hocamız vardı Bursa'da. Çok ilgilenirdim onunla. İsterdim, okuyum, öğreneyim. İşte ondan sonra, babamla, anneannemle de konuştular ve beni derhal o sene Lozan'a gönderdi.

"Kocatürk: Atatürk'le 14 Ekim [1925] akşamı temsil münasebetiyle konuşuyorsunuz. Atatürk birkaç gün sonra İzmir'den gidiyor. Siz de Atatürk'le beraber Ankara'ya döndünüz mü Çünkü trenle Konya ve Afyon üzerinden Ankara'ya geliyor. Siz de artık Atatürk'ün maiyetinde olarak beraber döndünüz mü

"İnan: Evet, Ankara'ya beraber döndük.

"Kocatürk: Hocalık ne oldu, kesildi mi

"İnan: Ankara'da beni bir okula tayin ettiler ama, orada pek uzun boylu hocalık yapmadım. Çünkü Lozan'a gitmek üzere hazırlanıyordum. Başka bir arkadaş daha vardı, Sabriye isminde. Onu da gönderdi. Onunla biz ikimiz Lozan'a gittik.

"Kocatürk: Ankara'ya döndükten sonra hemen mi gittiniz Lozan'a; yoksa beş altı ay yahut bir sene