Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (291)

Nazım Hikmet'i ikonikleştiren komünist propaganda mekanizmasını açığa çıkaran bu yazı, sanat eserinin ahlaki değeri ile sanatçının siyasi tutumu arasında gerçekten bir çizgi çizilebilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Nazım Hikmet'in Sovyet Rusya'ya kaçışı ve orada Stalin'i övmesi temelinde, onun Türk komünizm hareketinin propaganda aracı olduğunu iddia ediyor. Yavuz Bülent Bakiler'in tanıklığını kullanarak, şairin korkak bir kişi olduğunu, Sovyet zulümleri karşısında sessiz kaldığını ve gençleri komünizme çekmek için kasıtlı olarak büyütüldüğünü öne sürüyor. Peki bu siyasi değerlendirme, Hikmet'in şiirlerinin sanatsal değerini tamamen iptal etmeye yeterli midir?

"Stalin'in yardımıyle Türkiye emperyalist esâretten kurtulacaktır!"

İkinci kaynak, Yalman'ın Vatan gazetesinin yine 30 Haziran 1951 târihli nüshası:

"Nâzım Hikmet Moskovada hezeyan ediyor...

"Türk halkının esir olduğunu söyliyen N. Hikmet kurtuluş için çalışacakmış...

"Moskova, 29 (Radyo) – Geçenlerde Türkiyeden Romanyaya kaçmış olan şair Nâzım Hikmet, bugün Moskovaya uçakla inmiştir. Nâzım Hikmet hava meydanında yüksek rütbeli Sovyet memurları tarafından karşılanmış ve kendisi için hususî bir merasim tertip edilmiştir. En kısa zaman içinde Stalinle görüşeceği bildirilen Nâzım Hikmet'in uçaktan indiği sırada filmi çekilmiş ve verdiği bir beyanat da plâğa alınmıştır. Moskova radyosu tarafından yayınlanmış olan bu plâkta komünist şair şunları söylemiştir:

'13 yıl Faşist Türk hükûmetinin hapishanelerinde kaldıktan sonra nihayet kurtularak Moskovaya gelmiş olmaktan dolayı bahtiyarım. Emperyalist Amerikalılar tarafından desteklenmekte olan kodamanlar tarafından ezilen Türk halkı hürriyeti uğrunda yüce başbuğ Stalinle beraber çarpışmak için can atmaktadır. Esir olarak yaşadığım kendi yurdumdan kurtularak sulh içinde Moskovaya varmış olmaktan dolayı derin bir huzur içindeyim. Halen, Türk halkı da esaretten kurtulabilmek için çarpışmaktadır. Dünyanın en büyük sulh adamı Stalinin idaresindeki bir memlekette hürriyet havasını teneffüs ediyorum. Zorla esarete ve ölüme sevkedilen Türk halkının kurtulması için çalışacağım. Barışsever Stalin ve onun memleketi Rusyanın yardımile Türkiye emperyalist esaretten elbette kurtulacaktır.'

"Nâzım Hikmetin kendi sesile söylenmiş olan bu sözler sık sık alkışlarla kesilmiştir. Komünist şairin Moskovada yerleşerek çalışmalarına orada devam edeceği kaydedilmektedir." (Vatan, 30.6.1951, ss. 1 ve 4)

Yalman'ın, "vatanperverliği, yüksek insânî meziyetleri, mâsûmiyeti, v.s." hakkında kendisine kefil olduğu Stalinperest Nâzım Hikmet, bütün bir Mütehakkim Zümrenin seferber olmasıyle netîcede hapishâneden tahliye olduktan bir sene kadar sonra, evvelâ Romanya'ya kaçtı, sonra Stalin'e ilticâ etti... Moskova Hava Meydanı'na iner inmez verdiği ilk beyânât şu oldu: "Beni Stalin yarattı! Vatanım Rusya'dır!"

***

Nâzım Hikmet'in iddiâsı: "Türkiye, Amerika'ya satılmıştır!"

Üçüncü kaynak, 1 Temmuz 1951 târihli Milliyet gazetesi:

"Vatansız kızıl şair N. Hikmet...

"Kızıl Şair'in hezeyanları...

"Moskova'ya giden Nazım Hikmet, Türkiyenin Amerikaya satıldığını söyledi...

"Moskova, 30 (AP) [30 Haziran 1951, Asosciated Press] – Sovyet basını bugün demir perde gerisine kaçan müfrit solcu Türk şairi Nazım Hikmet'in Moskovaya varışını büyük tezahürlerle karşılamıştır. Nazım Hikmet az evvel memleketinden Romanyaya kaçmıştı. Bugün uçakla Budapeşte'den buraya gelmiştir.

"Sovyet hükûmetinin resmî organı Pravda pek nadir bir jestte bulunmuş ve Nazım Hikmet'in Moskova hava alanında çekilen fotoğrafını baş sahifesinde basmıştır. Resimde solcu şairin etrafında, Sovyet 'Barış Partizanlarının' şefi Nikolai Tikhonov ve yazar Konstantin Mimonov dahil, ileri gelen Sovyet idarecileri görülmektedir.

"Moskovanın 'Edebî' gazetesi Hikmet'e hattâ Pravda'dan bile fazla yer ayırmış ve komünist şairin 'Türkiyede Amerikalılar' başlıklı bir makalesini yayınlamıştır. Nazım Hikmet bu yazısında 'Türk burjuva sınıfının her türlü hicap hissini kaybettiğini ve burjuvaların Türkiyeyi Birleşik Amerikaya sattıklarını' ileri sürmüş ve Türkiyede Sovyetler Birliğine karşı harp için hummalı hazırlıklar yapıldığını iddia etmiştir." (Milliyet, 1.7.1951, ss. 1 ve 3)

Rahmetli Bâkiler'in Nâzım Hikmet hakkındaki teşhîsi: "Çok kötü bir koca, çok kötü bir baba, çok kötü bir insan, çok kötü bir vatandaş, korkak, korkak, korkak bir adamdır!"

Daha yakınlarda Rabb'imizin huzûruna uğurladığımız, nâdir yetişen kıymetlerimizden rahmetli Yavuz Bülent Bâkiler (Sivas, 23.4.1936 – İstanbul, 28.9.2025, Sivas Yukarı Tekke Mez.), bütün bir ömrünü canla başla Milletimize hizmetle geçirmiş müstesnâ bir şahsıyettir; ihlâsıyle, ahl̃âkıyle, mücâdelesiyle hepimiz için örnek bir insandır, bir mânevî kuvvet kaynağıdır. San'ati de bu mezîyetleriyle yoğrulmuştur ve büyük bir feyz menbâıdır. Şiirleri, nesirleri Türkcemizin âbideleridir. Onun manzûm, mensûr bütün metinleri, Türkcemizi san'atkârâne veyâ en azından doğru kullanmayı öğrenmek istiyenler için üzerinde çalışılacak pek güzel nümûnelerdir.

Bâkiler Üstâd, kalemini büyük bir hassâsiyet ve vukûfla kullanır, millî bünyemize kasdeden her kim olursa onları tek tek teşhîr etmekden, onlarla mücâdele etmekden çekinmezdi. Milletimize samîmiyetle hizmet etmiye çalışanlardan ise takdîrle, muhabbetle bahseder, onları öylece tanıtmıya çalışır, kendilerinin Milletimiz nezdinde dahi öylece kabûl̃ görmelerini arzû ederdi. Gönlümdekiler ve Ötekiler, Unutamadıklarım, Tabuları Yıkmak gibi kitabları onun bu anlayış ve tavrının mahsûl̃leridir.

Bunlardan Tabuları Yıkmak içinde bir "bahis" de (2011: 167-182), Nâzım Hikmet'e ayrılmıştır: "Tartışılan Şair Kim bu Nâzım" Bu "bahis"de, delîl göstererek, Nâzım Hikmet hakkında şu teşhîsde bulunuyor:

"Nâzım Hikmet'in karakter çizgisinde, insanı şaşırtan dehşetli çarpıklıklar var. Evvelâ Nâzım Hikmet, hatırı sayılır derecede yalancı bir adam. Rusya dışına çıktığı zaman, etrafını çeviren gençlere, kuyruklu kulaklı yalanlar söylüyor: 'Rusya'da her işçinin bir arabası var! Seneye ekmek de parasız verilecek' diye Bulgaristan'ın Kırcaali şehrinde, Türkiye aleyhinde soydaşlarımıza söylediği yalanlar, kendi boyundan daha fazladır. Nâzım Hikmet çok korkak, korkak, korkak bir adamdır. [...]

"Bir Japon kızının bile ölümüne ağıtlar yazmış, ama Sovyetler'de milyonlarca Türk katledildiği halde onlar için tek cümle söyleyememiştir. Anlatsam kırk sayfa ister: Nazım Hikmet çok kötü bir koca, çok kötü bir baba, çok kötü bir insan, çok kötü bir vatandaştır da..." (2011: 170-171)