Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (287)

Ahmet Emin Yalman'ın Kemalizm propagandasını 'antikomünist' söylemle maskelemesi, aslında hangi ideolojinin gerçek 'afyon' olduğu sorusunu açılı mı bırakıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, gazeteci Ahmet Emin Yalman'ın Kemalist rejimi desteklerken İslam'ı totaliter bir boyunduruk olarak sunduğunu ve bunu antikomünist söylemin ardına sakladığını iddia eder. Yalman'ın Nâzım Hikmet için af kampanyası başlatmasını ise bu çifte standartlılığın örneği olarak gösterir. Ancak bir gazetecinin sosyal hayatta tavır değiştirmesi, ideolojik çelişki mi yoksa pragmatik tutum mu değerlendirilmelidir?

"Hayâtımızın her safhasını Kemalist ideal̃lere uygun bir hâle getirmeliymişiz"!

Bu paragrafın son cümlesi de hâssaten câlib-i dikkattir:

"Hayatımızın her safhasını (Kemalist) ideallere uygun bir hale getirmeye çalışmak, her Türk vatandaşının tabiî bir vazifesidir."

Yalman, aynen Hüseyin Cahit Yalçın gibi, kendi Cemâatinin Kemalizmle tahakkuk eden ideal̃lerini, yine büyük bir ikiyüzlülükle, Türk Milletinin de ideal̃leri olarak takdîm ediyor ve Milletimize, Kemalizme îmân ve onu idâme vazîfesi yüklüyor!

Yalman'ın büyük bir iftihâr mevzûu: Kemalist İnk̆ilâb Programı'nın sür'atle tatbîk̆ini teşvîk̆ etmiş olmak

Yalman, Hâtırât'ında, "rü'yâlarının" "Dâhî Lider" tarafından tahakkukunu pasif bir şekilde takdîr ve sevincle seyretmekle kalmayıp Kemalist İhtilâlini ve bilumûm İnk̆ilâbları, gazete olarak harâretle teşvîk̆ ettiklerini, çorbada kendilerinin de tuzu bulunduğunu îzâh ediyor ve bundan büyük iftihâr duyuyor:

"İzmit Programı

"İstiklâl Mahkemesinin Hilâfet müessesesi ile ilgili olarak Ağa Han ve Emîr Ali'nin mektubunu neşreden gazeteler ve yine Hilâfetin mevki ve nüfuzuna dair Baro Başkanı Lütfi Fikri Beyin gazetelerde çıkan ve savcı tarafından dâva talebinde bulunulmasına yol açan mektubu, inkılâp ve gerilik münakaşalarının alevlenmesine yol açmıştı. Gerilik taraftarı 'Sırat-ı Müstakim' dergisi, var kuvvetiyle kaleme sarıldı. [Sırât-ı Müstak̆îm, rahmetli Mehmed Âkif ve Eşref Edib'in mecmûasıdır...]

"25 Aralık 1923 tarihli 'Vatan', 'İzmit Programı' başlıklı bir makaleyle dâvayı kökünden ele aldı ve Hilâfetin ilgası hakkında bir yıl evvel Gazi Mustafa Paşa ile yedi İstanbul gazetecisi, Dr. Adnan [Adıvar] Bey ve Halide Edip [Adıvar] Hanım arasında İzmit'te cereyan eden ve bu hatıralarda bundan evvel etraflı şekilde anlatılan münakaşaları ima ederek şu düşünceleri ileri sürdü:

'Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, geçen sene İzmit'te gazetecileri kabul ettiği sırada, esaslı bir İnkılâp Programının münakaşasını yapmıştı. Bu Program, berraklığı, genişliği ve derinliği ile gazetecileri hayran bırakmıştı. Alışılan sabit görüşlerden bu derecede kesin bir kurtuluşa, yarın hakkında bu kadar azimli planlara, bu kadar büyük çapta bir görüşe memleketimizde hiç rast gelinmediğini söylemek mübalağa olmaz. Bu planlar, donuk bir düşünce halinde değildi; yürütülmeleri için her türlü vasıta ve imkânlar sonuna kadar düşünülmüştü.

'Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçti. Bunun büyük kısmını, İkinci Lozan Konferansının müzakereleri doldurdu; fakat geriye herhalde birkaç aylık bir zaman kaldı ki bu esnada İzmit'te ileri sürülen planlara uygun bir ilerleme hareketinin ufuklarda şekil almıya başlaması herhalde beklenebilirdi. Bu ümit gerçekleşmedi. Barışın imzasından beri karşımızda eski bildiğimiz yarı tedbir ve tereddüdü görüyoruz. Memleketin fikir kuvvetleri, düzenli bir İnkılâp Hareketine girişmek üzere henüz seferber edilmedi. Aksine olarak, bu kuvvetlerin arasında ayrılıklar, çatışmalar vardır.' "

"Taassub", yânî İslâm, "boyunduruk âleti"

Sabataî, Mason ve Kemalistlere mahsûs zümre dilinde, "Taassub" ve "İrticâ"dan, bunların lugavî, hak̆îk̆î mânâlarının değil, Müslümanlığın kasdedildiğini biliyoruz. (Bunu bilmek için, onların metinlerine âşinâ olmak k̃âfîdir.) Yalman, Hâtırât'ında, Kemalist İhtilâline ve onun bilumûm İnk̆ilâblarına nasıl arka çıktıklarını ve bunların bir ân evvel hayâta geçirilmesini teşvîk̆ ettiklerini anlatırken, "Taassup, boyunduruk âleti" ara başlığı altında, Kemalist Rejime, Müslümanlığı tepelenecek hedef olarak işâret ettiğini belirtiyor. Bu pasajda, "sömürge sahibi emperyalist devletlerin, her tarafta, taassubu, kitleleri uyuşturma ve köle halinde tutmak için bir vasıta diye kullandıkları" şeklindeki târifi, Marx'ın "Dîn, halkın afyonudur" yakıştırmasının başka türlü ifâdesidir. Hak̆îkat-i hâlde ise, onlar, Kemalizmi, Anadolu Milletinin afyonu olarak kullanıyorlar. Ferâset sâhibleri, Yalman'ın her zamanki Münâfıkça üsl̃ûbunu teşhîsde gecikmiyeceklerdir:

"Makalenin bundan sonraki kısmında, taassuba taviz vermenin, bizi, varlığımıza göz diken dış kuvvetlerin karşısında müdafaasız bırakacağından, sömürge sahibi emperyalist devletlerin her tarafta taassubu, kitleleri uyuşturma ve köle halinde tutmak için bir vasıta diye kullandıklarından şöylece bahsolunuyor:

'[...] Bizce, memleketin selâmeti, terakki ve yenilik hesabına kesin bir birlik cephesi kurulmasındadır. Hükûmetin dinç bir kafa ile İzmit Programını ele alması, her tehlike ihtimalini ortadan kaldırabilir. Biz, modern devleti tamamlamak yolundaki azim ve teşebbüsü, en ziyade Mustafa Kemal Paşa'nın azminden bekliyoruz.'

"Gazi'ye İzmit Programını hatırlatmak için yazdığım bu yazıdan burada iftihar duyarak bahsediyorum ve bu türlü gayretlerle memleketin ilerleme dâvasına candan hizmet etmiye çalıştığıma inanıyorum. Malatya suikasdi, bu gibi yazılarımın gerilik cephesinde biriktirdiği kinlerin bir neticesidir. [...]

Tahakkukunu destekledikleri iki rü'yâları daha: Şapka ve Harf İnk̆ilâbları

"Kabul edilen İnkılâplardan sonra fes ve Latin harfi meseleleri gazetelerde münakaşa konusu olmıya başladı. 'Vatan', 19 Martta 'Latin harfleri' başlığı altında çıkan bir yazısıyla buna taraftar kesildi." (A. E. Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim, c. 3: 1922-1944, İstanbul: Rey Yl., 1970, ss. 97-98, 112)

Yalman'ın Nâzım Hikmet'e af kampanyası

Kendisini Liberal fikirlerin bir temsîlcisi gibi tanıtan, bununla berâber Kemalist Totaliter Rejimin de fanatik bir tarafdârı olan Yalman, Tan gazetesinde, karı-koca Komünist liderler Sertel'lerle ortaklık kurmuştu ve onlarla yan yana yazıyordu. Mâmâfih, iddiâsına nazaran, o, bilhâssa Sabiha Sertel'in Komünizan fikirleri propaganda etmesine mâni oluyor, fıkralarındaki bu gibi ifâdeleri, Zekeriya Sertel'in yardımıyle, tek tek ayıklıyormuş... (Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim, 1970: III/224-225. Bu pasajı, yukarıda naklettik.)