İnsan, karanlığı yalnız gece sanmamalıdır. Karanlık, kimi zaman bilgisizliktir; kimi zaman bağnazlık, kimi zaman kibir, kimi zaman da gerçeği bildiğini sanan yarım akıldır. En tehlikeli karanlık, kendisini aydınlık diye sunandır. Yaşam boyunca insanın en büyük görevi ışığı aramaktır. Ama bu ışık, göz kamaştıran gösteriş ışığı değildir. Makamın, servetin, alkışın, kalabalığın, unvanın ışığı geçicidir. Gerçek ışık; aklın, vicdanın, bilginin, adaletin ve insan onurunun ışığıdır. O ışık insanı yakmaz; aydınlatır. Böbürlendirmez; derinleştirir. Ayırmaz; birleştirir.
★★★
Doğa, bu ışığın en eski kitabıdır. Güneşin her sabah doğması, toprağın sabırla yeşermesi, suyun yolunu bulması, gecenin ardından gündüzün gelmesi insana büyük bir ders verir: Evrende bir düzen, yaşamda bir anlam, insanda da bu anlamı arayacak bir bilinç vardır. İnsan, doğayı yalnız kullanacağı bir kaynak değil, okuyacağı bir bilgelik olarak görmelidir. Ne yazık ki insan çoğu zaman ışığı dışarıda ararken kendi içindeki karanlığı unutuyor. Başkasını suçlarken kendi önyargısını görmüyor. Hakikatten söz ederken gerçeği eğip büküyor. İnançtan söz ederken merhameti, bilimden söz ederken alçakgönüllülüğü, hukuktan söz ederken adaleti ihmal ediyor. Oysa ışık, yalnız bilmekle değil, bildiğini insanlık yararına kullanmakla çoğalır. Bugünün dünyasında bilgi çok, bilgelik azdır. Haber çok, hakikat azdır. Söz çok, anlam azdır. Ekranlar parlıyor; fakat insanın yüzü kimi zaman daha yorgun, daha yalnız, daha kuşkulu görünüyor. Bu çağın insanı, elindeki araçlarla göğe uzanıyor ama kimi zaman yanı başındaki acıyı görmüyor. İşte asıl karanlık buradadır.
★★★
Işığı arayan insan, bağnazlığın duvarına da çarpar. Çünkü bağnazlık, insan aklının penceresini kapatır. Kendi inancını, kendi düşüncesini, kendi grubunu, kendi çıkarını tek ölçü yapan kişi, hakikatin geniş ufkunu göremez. Hakikat kimsenin özel mülkü değildir. Hakikat, alçakgönüllü arayış ister. Dinlemeyi, düşünmeyi, yanılabileceğini kabul etmeyi, başkasının vicdanına saygı göstermeyi gerektirir. İnsan, ışığı ararken kibirden korunmalıdır. Çünkü yarım bilgi insanı şişirir; gerçek bilgi insanı inceltir. Gerçeğe yaklaşan kişi daha çok bağırmaz, daha dikkatli konuşur. Daha çok hüküm vermez, daha çok tartar. Daha çok küçümsemez, daha çok anlamaya çalışır. Bilgeliğin sesi çoğu zaman gürültüsüzdür; ama derindir.

11