Yazar, deprem felaketinden kısmen çıkan Malatya'da başarılı yeniden inşaatı vurgularken, bir taraftan da toplumun derin yarasının siyasileştirilmesi, dedikodu ve uydurmacalar yüzünden iyileşmediğini tartışıyor. Kahramanmaraş olayı sonrası ortaya çıkan 'şer cephesi'nin reyting yarışında devlet ve uzmanlar değil siyasetçilerin konuşması gerektiği önerisini getiriyor; fakat depremden önce tedbir almayan devletin şimdi nasıl güven alanı haline gelebileceği net değil.
MALATYA
Asrın felaketinde Hatay'dan sonra en çok yıkımın olduğu şehirde bugün yeni bir Malatya doğuyor.
Binlerce konut yapılmış, kuralar çekilmiş, binlerce insan yeni evinde yaşıyor.
Fakat... Otelde, lokantada, çarşıda, sokakta... İlçelerde... Köylerde
"Başka bir şey" konuşuluyor:
"Okullarda neler oluyor"
Kahramanmaraş... Okulda saldırı... 14 yaşındaki öğrenci, yanında getirdiği 5 tabanca ile, 9 kişiyi öldürdü... Şehirde gündem bu.
Herkes uzman (!), herkes kafasına göre yorum yapıyor.
Hani... Ne derler ... "Ağzı olan konuşuyor."
Özetle... İnsanlar tepkili... Rahatsız... Kime kızacağını bilmiyor.
Tedirginlik tavan yapıyor.
***
GÜÇLÜ BİR PARTİ (!)
Türkiye'de siyasi parti sayısı 150'yi geçti... 200'e doğru gidiyor... Rekor.
İçişleri Başkanlığı'na ver dilekçeyi... Namın yürüsün... Artık Parti liderisin.
Ama bir de... "Dilekçesiz... Genel merkezsiz... Lidersiz" bir partimiz var... Hem de çok güçlü:
"Fitne... Fücur... Dedikodu... Yalan dolan" partisi.
Rahmetli Turgut Özal'ın ifadesiyle "şer cephesi."
Geç ekranın başına... Başla uydurmaya... Yalandan kim ölmüş
Kahramanmaraş... Okulda katliam... Şer cephesi reyting yarışında.
***
BREMEN MIZIKACILARI
Türkiye'yi derin acılara boğan, öğretmenimizi öğrencimizi hayattan koparan bir olay yaşandı.
Milletimizin başı sağ olsun.
Bu süreci birlik ve beraberlik içinde, kaynaşarak, kucaklaşarak aşacağız.
Annelere, babalara... Eğitimcilere... Ülkeyi yönetenlere... Bilim insanlarına... Herkese görev düşüyor.
Ama bakıyorsunuz... Bu büyük acıdan "siyaset çıkarmaya çalışanlar" çıkıveriyor.
"Bremen mızıkacıları" gibi.
Ve... Her dönemde olduğu gibi.
Kötülükte yarışanlar.
***
KİTABIN ORTASINDAN
Cemil Çiçek... Kıdemli siyaset ve devlet adamı... "Bu konu... Kahramanmaraş, okul olayı... Halktaki öfke ve tedirginlik... Yapılan yerli yersiz yorumlar olayı" açılınca dedi ki:
Bu bir uzmanlık konusu.
Toplum derin bir üzüntü içinde... Yürekler yaralı... O nedenle de, kim ne söyleyecekse iyi düşünmeli... Yerli yersiz konuşmamalı.
Hele hele... En son siyasetçiler konuşmalı.
Aksi halde ve hiç istenmediği şekilde konu iç politika malzemesi haline getirilir ve yaralar derinleşir.
Çok önemli bir konu... Eğitimciler, psikologlar, sosyologlar, uzmanlar konuşmalı.
***
NÜFUSU AZALAN ŞEHİR
Sami Er... Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı... Ona bir gözlemimi aktardım... Sonra da sordum:
Depremden sonra Ankara'nın nüfusu arttı... En çok da Malatya'dan gelen oldu... Geri döndüler mi
Başkanın yanıtı:
Deprem öncesi nüfusumuz 825 bindi... Bugün 750 bin.
İstanbul'a, Mersin'e... Başka illere gidenler oldu... Ama en çok Ankara'ya.
Gezdiniz... Gördünüz... Malatya derlendi toparlandı... Yepyeni konutlar yapıldı... Giden hemşerilerimizin dönmesini bekliyoruz.
***
DİLLERDEN DÜŞMEYEN SÖZ
Malatya'da en çok dinlediğimiz söz... Kadın erkek... Yaşlı genç... Köylü kentli... Herkesin dilinde:
"Allah devlete millete zeval vermesin."
Yaşı, Vali Seddar Yavuz'dan daha büyük olan Malatyalı... Valinin elini öpmek istiyor:
"Allah devlete millete zeval vermesin.
Seddar Yavuz elinin öptürmüyor... İhtiyara sarılıyor... Öpüyor.
***
KONTEYNER ÇARŞILAR
Malatya'da o kadar çok işyeri yıkılmış ki... Nereye gitsek "Konteyner işyeri."
Atlas Büfe... MR İletişim... Düğün Paket... PTT Taksi... Melodi Telefon... Kebapçı Çakır Usta... Öztürk İletişim... Peynirci... Kayısıcı... Bakkal... Saymakla bitmez...

4