ABD'nin İsrail'in peşine takılarak İran'a karşı başlattığı saldırıya yön veren beklenti ve varsayımları tarihten hiç ibret almayışının tipik bir örneği olarak görülebilir. Tarihinde, sonucu fiyaskolarla, başarısızlıklarla, sonuçta düştüğü bataktan arkasına bile bakmadan kaçıp gitme örnekleri var ABD'nin. Vietnam, Irak ve Afganistan yeterince öğretici olamamış belli ki. Her üçünde önce kendi kamuoyuna oynadığı tehlikeli meşrulaştırıcı manipülasyon oyunları arkasından uydurduğu bahanelerle yürüttüğü işgal ve saldırganlığın gerçeklere, sosyolojiye çarpması sonucu yaşanan büyük hezimetler.
Trump'ın ayırt edici hale gelmiş "barış" söylemlerinde savaşları başlatan değil bitiren olarak övündüğü halde ABD tarihine yeni bir travma yaşatacak bir yola girmesi, elbette basitçe onun tutarsızlığı veya söyledikleri ile yaptıkları arasındaki kaba uyumsuzlukla açıklanacak bir şey değil. Onu bu maceraya atılmaya zorlayan şartların olduğu çok açık. Epstein dosyaları, ABD içindeki savaş lobileri, İsrail lobileri bir gün önce söylediklerinin ertesi gün tam tersini yapmasını sağlayabiliyor Trump'ın ve yeni duruma da hızla ayak uydurabiliyor. Söylemleri gerçeklikten son derece uzak, öngörüleri iki saat sonrasını görmekten aciz. Daha ilk birkaç saatte İran'ın dini liderini ve yanındaki bütün üst düzey komuta ve yönetim kadrosunu öldürmek suretiyle savaşı kazanarak bitirmiş olduğunu söylerken İran'ın askeri altyapısını yok etmiş ve rejim değişikliğini tetiklemiş olduğu fehmine hızla kapıldı. Ne rejimin arkasındaki sosyolojiden ne de İran'ın askeri kapasitesinden tam olarak haberdar olmadığı kısa sürede ortaya çıktı. Birkaç gün içinde kotarabileceğini sandığı savaşın her saat daha da fazla uzayacağın gerçeğiyle karşı karşıya kaldığı halde dün bir kara operasyonu yapmaktan sözetti ve rejimi koşulsuz teslim olmaya davet etti. Bu çağrıları yaptığı gün Evanjelik bir ayinle yeni bir kurtarıcı Mesih gibi kutsanmış, savaşa ve olağanüstü zaferlere iyice motive edilmiş bulunuyordu. VENEZUELLA DENEYİ TRUMP'IN AKLINI BAŞINDAN ALMIŞİran içinde bir kara operasyonunun ABD'ye neye mal olabileceğini görmek için tarihe biraz müracaat etse Vietnam, Irak ve Afganistan onun için taze ve ibret verici örnekler olarak çok şey söyler. Ama sanırım İran'ın kendine özgü sosyolojisine müracaat etse tarihe ilave olarak daha fazla şey söyler. İran'a yapılan operasyona iştahlandıran bir ön tecrübe olarak Venezuella ABD'ye tarihi unutturup aklını başından almış olmalı. Halk desteğini büyük ölçüde yitirmiş Maduro'yu alıp yerine geçen yönetim kadrosunun üzerinde bu operasyonu bir tehdit olarak sallandırması nispeten büyük bir başarı sayılabilirdi. Ama bu başarının İran'da da aynı şekilde tekrarlanabileceğini düşünmek ABD için kendi kendine kurduğu bir tuzağa dönüşmüş oldu. Hameney ve üst düzey kadroyu tasfiye ettiğinde zaten yıllardır desteklediği muhalefet eliyle sonuca aynı hızda gidebileceğini varsaydı. İran'da Şiiliğin nasıl bir güç olduğunu ve bir dış saldırı anında muhalefetin çok önemli bir kısmının bile nasıl bir şeye dönüşebileceğini göremedi. İran'da rejim halkın önemli bir kesimiyle ne kadar kopmuş olursa olsun, muhaliflerin bile önemli bir kısmı (elbette hepsi değil) semalarında düşman tayyareleri gördüğünde muhalefetlerini hala askıya alma ve kendi devletleriyle beraber durma davranışını sergilemeye daha yatkınlar.ABD'Yİ AYARTAN YANLIŞ VARSAYIMLARHameney'in öldürülmesiyle başsız kalan İran'da yönetimin felç olacağı ve savaş kabiliyetini hemen yitireceği varsayımı başlıbaşına büyük bir öngörüsüzlük. İran'da Velayet-i Fakih kurumu yukarıdan aşağıya çok disiplinli ve sadece devrimle sınırlı olmayan köklü bir kurumsal tarihe sahip. 87 yaşına gelmiş Hameney'in tecrübeli olması dolayısıyla bir ağırlığı olduğu doğru olsa da onun ölümü sisteme tam da beklentinin aksine kendini bir yenileme fırsatı verebilir. Yaşlı ve tecrübeli dini rehber daha genç ve radikal unsurları belki de yatıştırıcı bir denge rolu oynuyor olabilirdi. Kendisi daha öngörülebilir ve uzlaşılabilir biri iken yerine şimdi kimin geldiği veya geleceği belli olmayan bir belirsiz-hayalet yönetimin gelme ihtimali de çok fazla. Hameney'in ölümüyle yüzyıllara yayılan geleneğiyle İran Şiiliğinin başsız kalacağını düşünmek bu savaşa ayartan en saçma varsayım. ABD açısından daha önemli sorun şimdi başın kim olduğu ve ne yapacağına dair belirsizlik. Dahası şii taraftarları nezdinde mazlum ve "şehit" mertebesine yükselmiş rehbere dair matem ve intikam kültürünün İran halkını işgale karşı çok daha güçlü bir biçimde motive edeceği de kesin görünüyor. Bu durum İran içinde var olan muhalefete karşı bile çok büyük bir dezavantaj oluşturmuş olacaktır. Bu durumda ABD İran muhalefetine yardım mı etmiş oluyor, yoksa rejimin kendini konsolide etmesine radikal bir fırsat mı sağlamış oluyor.

6