Mısır'da İsrail ve Hamas arasında Türkiye, Mısır ve Katar 'ın da katılımıyla imzalanan anlaşmanın neticesinde İsrail'in iki yıldır devam eden barbarca saldırıları şimdilik durmuş oldu. " Şimdilik " diyoruz, çünkü İsrail'in anlaşmalara sadık kalmak gibi bir tıyneti yok. Bilakis daha anlaşmaları yaparken onları nasıl bozacağının planlarını yaptığına, daha imzaların mürekkebi kurumadan onları ihlal ettiğine dair sayısız tecrübemiz var. Şimdilik anlaşmanın şartlarına uyulup uyulmayacağını kontrol etmekMısır'da İsrail ve Hamas arasında Türkiye, Mısır ve Katar'ın da katılımıyla imzalanan anlaşmanın neticesinde İsrail'in iki yıldır devam eden barbarca saldırıları şimdilik durmuş oldu. "Şimdilik" diyoruz, çünkü İsrail'in anlaşmalara sadık kalmak gibi bir tıyneti yok. Bilakis daha anlaşmaları yaparken onları nasıl bozacağının planlarını yaptığına, daha imzaların mürekkebi kurumadan onları ihlal ettiğine dair sayısız tecrübemiz var. Şimdilik anlaşmanın şartlarına uyulup uyulmayacağını kontrol etmek üzere, aynı anlaşmanın ABD, Türkiye, Katar ve Mısır'a vermiş olduğu garantörlük İsrail'i sözünde durmaya zorlayacak tek güvence gibi görünüyor. Zaten Hamas Siyasi Lideri Halil el-Hayye de İsrail'in savaşı bir daha başlatmayacağına dair arabulucu ülkelerden güvence aldıklarını söyleyerek vardıkları anlaşmayı duyurdu. 15 Ocak'ta da bir anlaşmaya varılmıştı aslında. Hamas'ın elindeki esirlerin büyük çoğunluğu hayattaydı hala ve aslında bugün razı olduğu noktadan çok daha büyük bir kazanımı olacaktı İsrail'in. Ama anlaşmaya bağlı kalmak yerine ihlal etmekle elde edebileceği daha fazla kazanıma tamah ederek tekrar saldırdı. Neticede 9 ay sonra aynı noktanın daha gerisinde, rehinelerin önemli bir kısmını bizzat kendi saldırıları sonucunda, belki bir kısmını diğer Gazzeliler gibi maruz bıraktığı açlıkla öldürmüş olarak anlaşma masasına geri dönmek zorunda kalmış oldu.Verdiği onca kayıba rağmen anlaşmanın Hamas için hala büyük bir zafer olduğu çok açık. Buna verdiği kayıpları öne sürerek hemen burun kıvırabilecekler çoktur. Onlar hem İsrail'in bu süreçteki muazzam, karşılaştırılamaz kayıplarını hesaba katmıyorlar. "Azdan az çoktan çok gidiyor" diyebileceğimizden de çok daha büyük bir kayıp. İki yıldır İsrail halk olarak da devlet olarak da dünyanın en çok nefret edilen, en itibarsız, en rezil, en ilkel ülkesi olarak zihinlere kazınıyor. 75 yıldır küresel düzeyde siyasette, medyada, edebiyatta devasa yatırımlarla inşa etmiş olduğu bütün anlatısının çöktüğü tam bir hezimet durumu. Gazze'nin üzerinde en az 10-15 atom bombası şiddetinde bomba düştüyse, bunlar İsrail'in üzerinde de bu anlamda daha büyük şiddette yıkıcı bir etki bırakmıştır. Enkaza dönmüş Gazze topraklarını tersine çevirin İsrail'in dünyadaki resmidir o. Aynanın diğer yüzünde ise küresel bir boyut ve kabul görmeye başlayan bir Filistin, Gazze ve Hamas gerçeği var. Hamas'ın zaferi olarak görülmesine burun kıvıranların dikkate almadığı veya belki hiç anlayamayacağı ikinci boyut, Filistin halkı için hayatın, cihadın veya mücadelenin anlamıdır. 2 yıl içinde bütün dünyayı bu mücadelenin gerçeğine, tarihine ve tabiatına bütün detaylarıyla vakıf kıldılar. Ebu Ubeyde'nin sürekli tekrarladığı gibi bu bir cihattır ve zafer veya şehadet gibi iki seçeneği vardır, ikisi de kayıp değildir. Her aşamada öyle baktıkları için de hiç kaybetmediler, şimdi de bütün vakarlarıyla şimdiye kadar inkâr edildikleri masaya oturdular ve çok büyük kazanımlar elde ettiler. Üçüncüsü Filistinlilerin şimdiye kadar İsrail'in bütün dünyanın gözünü boyamış olması dolayısıyla zaten bütün dünyanın sessiz onayıyla yavaş yavaş öldürülüyor olduğu gerçeğinin gözardı edilmesi. Hamas İslam dünyası tarafından bile unutulmuş, gözardı edilmiş Filistin davasını bütün dünyanın özgürlük ve insanlık davası haline getirdi.Bu kazanımların ötesinde Hamas'ın bir hareket olarak Filistin içinde bütün unsurların birleştiği, konsensus sağladığı bir mücadele ve talep çizgisini yakalamış olması gerçeği var. Hem kendi mücadelesini küresel ölçekte ulaştırdığı sempati seviyesi dolayısıyla hem de içerde Filistin davasına tartışmasız liderlik makamını yakalamış olması dolayısıyla. Önceki takas anlaşmalarında da şimdiki anlaşmada da öne sürdüğü talepler, sadece kendi esirlerini değil, diğer Filistinli grupların esirlerini de sahiplenmesiyle Filistin davasının bütün unsurlarını fiilen birleştirmiş oldu.

1