İşgalcinin direnişçiyi idam hevesi, Mescid-i Aksa'nın yalnızlığı ve Kıyamet Kilisesi'nin anlattığı

İsrail'in Filistinlilere karşı idam yasası, Müslümanlar sessiz kalırken Kıyamet Kilisesi'nin açılması için neden tüm dünya harekete geçiyor?

Yasin Aktay
01.04.2026
36
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, İsrail'in Filistinlilere yönelik idam yasasını işgalci bir yapının meşruiyet sorunu olarak sunarken, Batı'nın çifte standartlarını eleştiriyor. Kiliselere erişim için uluslularası çaba harcanırken Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallere sessiz kalınması, yazara göre İslam aleminin temsil kaybı ve iç dağınıklığının sonucudur. Peki Müslüman ülkelerin bireysel çıkarları ile ortak tepki verebilme kapasitesi arasında köprü kurmak mümkün mü?

Yasa metnine göre işgal devleti, bir İsrail vatandaşını öldüren herhangi bir Filistinliye idam cezası uygulayabilecek; ancak hiçbir koşulda bir Filistinliyi öldüren bir İsrailliye bu ceza uygulanamayacak.

Aşırı sağcı "Yahudi Gücü" partisinin lideri ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Likud Partisi'nden Knesset üyesi Nissim Vaturi tarafından sunulmuş olan yasa idamın uygulanmasının bütün adımlarını teknik detaylarıyla soğukkanlı bir katil fantazisiyle açıklamış. Buna göre

* İdamın uygulanma şekli: Ceza, yüzü maskeli bir gardiyan tarafından asılarak infaz edilecektir. Bu, infazı gerçekleştiren kişinin kimliğinin gizlenmesini amaçlamaktadır.* Tam dokunulmazlık: İnfazı gerçekleştirenlere cezai ve hukuki tam dokunulmazlık tanınacaktır; böylece gardiyan aynı anda hem "yargıç" hem de "cellat" haline gelmektedir.* Temyiz hakkı yok: İdam kararı verildikten sonra herhangi bir hafifletme ya da iptal mümkün değildir. Savcılık talebi olmaksızın da idam kararı verilebilir ve karar kesinleştikten sonra 90 gün içinde infaz edilmesi zorunludur.* Tam izolasyon: İdam mahkûmları yeraltı hücrelerinde tecrit edilecek ve infaz anına kadar ziyaretçi kabul edilmeyecektir.

Yasa, İsrail kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Filistinlileri hedef almaktadır. "Terör eylemleri" kapsamında kasıtlı öldürme suçundan mahkûm edilen Filistinliler için idam cezası öngörülmekte, müebbet hapis ise son derece istisnai durumlara bırakılmaktadır.

Askeri mahkeme, savcılık talebi olmaksızın ve oybirliği şartı olmadan idam kararı verebilecektir. Bölgedeki İsrail askeri komutanlarının bu cezayı affetme, hafifletme veya iptal etme yetkisi bulunmamaktadır.

İŞGALCİ EV SAHİBİNİ YARGILAYABİLİR Mİ

Aslında teknik olarak işgalci bir yapının kendisine karşı en meşru hak olarak direnen güçlere karşı bir yasa koyması her zaman kabul edilemeyen bir çelişkidir. Ne yazık ki İsrail işgal ettiği topraklardaki haydutluğunu başta ABD olmak üzere Avrupa'da da kabul ettirmiş durumdadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi İsrail Başbakanının soykırım suçlusu olduğunu ilan etmiş olduğu halde, İsrail'den hesap sorabilen kimse yok.

İdam cezaları konusunda pek hassas AB'den bu konuda nasıl bir tepki gelecek. Şu ana kadar bir tepki duymadık. Türkiye'de gerçekten insanlığa karşı işlenmiş suçlar bağlamında idam cezasının telaffuz edildiği anda alarma geçen Avrupa Birliği temsilcilerinden bu konuda bir tepki gelecek mi Yoksa zaten İsrail AB üyesi veya adayı da olmadığı için yapacak bir şey yok deyip geçiştirecekler mi İnsan hakları sadece AB üyesi ülkeler için mi geçerliydi

Gerçi kimden ne bekliyoruz Hayır, beklemiyoruz. İnsan hakları söyleminin bir yabancı müdahale ve emperyalizm aracı olmaktan başka bir anlamı olmadığını bilmiyor gibi olmayalım şimdi.Ama İsrail'in bu yasa hamlesinin Filistin halkından ziyade 2 milyar Müslümanı hedef aldığını burada söylemeden geçmeyelim. Maalesef 2 milyar Müslümanın İsrail'in İslam'ın değerlerine karşı küstahlığına karşı sessizliği asıl büyük dert. Bugün üç yıldır Gazze'de yaptıklarının üzerine bu kararıyla bile Müslümanlara topyekûn hakaret eden aynı İsrail, bir İslam ülkesi olarak İran'a karşı saldırganlığında bazı İslam ülkelerini safına çekmek üzere. O ülkelerin akıllarını başlarına toplamaları gerekiyor. İsrail'in safında hiç kimseye karşı verilecek hiçbir hayırlı savaş olmaz, olamaz. İran, bütün geçmiş mezhepçi uygulamalarına rağmen, İslam dünyasının bir parçasıdır ve ona karşı verilen savaş, Şiiliğine değil, Müslümanlığına, ümmetin tamamına verilen bir savaştır.VE TAM BU NOKTADA BAŞKA BİR SAHNE BELİRİRÜrdün'deki Latin Patrikhanesi Vekilliği, Kutsal Hafta sırasında Kudüs'teki Kıyamet Kilisesi'nin yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladı. Piskopos İyad et-Tavval, Papa XIV. Leon'un Orta Doğu'daki Hristiyanlarla dayanışmasını ifade eden tutumunun kilisenin yeniden açılmasına katkı sağladığını belirtti.Piskopos Tavval ayrıca Ürdün hükümetinin güçlü ifadeler içeren açıklamasını takdir etti. Bu açıklamada, kutsal topraklardaki tüm ibadet mekânlarına erişimin tüm inananların hakkı olduğu vurgulanmıştı. Bunun yanı sıra İtalya Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı, Kanada ve AB'nin tutumlarını da övgüyle anan patrikhane vekili, tüm inananların ibadet yerlerine herhangi bir engelle, hakarete ya da tacize maruz kalmadan erişme hakkına sahip olduğunu bir kez daha vurguladı.