Dünyanın gözü önünde. Her gün, her saat, her dakika, çocukların öldürüldüğü, hastanelerin vurulduğu, doktorların hedef alındığı, öğretmenlerin, gazetecilerin, yardım görevlilerinin, kadınların, yaşlıların sistematik biçimde yok edildiği bir vahşetin faili İsrail.
Yaptıkları yüz yıl sonra açılacak arşivlerden öğrenilmiyor. Tarihçilerin tartışmalı yorumlarından çıkarılmıyor. Varsayımlara dayanmıyor. Bizzat kayda geçiyor. Görüntüleniyor. Belgelendiriliyor. Uluslararası kuruluşların raporlarına giriyor. Mahkeme dosyalarına dönüşüyor.Bütün bunlar yaşanırken Netanyahu hükümetinin kalkıp Türkiye'ye karşı "Ermeni Soykırımı" kartını masaya sürmesi, Türkiye aleyhine bir kanaat oluşturmaz, ancak katilin kaçmak için son koz olarak aldığı rehine gibi. O rehineyi, Ermeni soykırımı iddialarını onun gibi katillerin elinden kurtarmak gerek.Esasen yıllarca Ermeni soykırımı iddialarının ahlaki konumu bundan ibaret olmadı mı Parlamentolarında bu iddiaları kabul eden ülkelerin hepsinin taze sömürgeci bagajlarında sayısız insanlık suçları vardı. Halen İslam dünyasında demokrasinin yokluğunun, kanlı diktatörlerin ayakta kalmalarının başlıca sorumluları ne hikmetse bir asrı geçmiş bir olayı bütün günahlarından arınmanın kapısı haline getirmiş durumdaydı. Hiçbirinde yüz yıl önce yaşanmış acılara dair zerre empati duygusu veya derdi yoktu. Esasen yüz yıl önce yaşanmış olanın ne olduğunu kimsenin gerçek anlamda bildiği de yoktu. Ama bugün kendilerine yakıştırdıkları bir üstünlüğü mevhum tarihsel kurgularda buluyorlardı.Bugün dünyanın gözleri önünde işlenen suçları görmeyip, yüz yıl önceki yüz on bir yıl önce yaşanmış, bütün tarafları tarihe karışmış, tanıkları kalmamış, dönemin şartları üzerine tartışmalar hâlâ devam eden, yeni belgeler ortaya çıktıkça yeni yorumlara açık hadiseler üzerinden ahlak dağıtan bir siyaset dili, sonunda insanların bütün insan hakları söylemlerine olan güvenini de tüketiyor.
Esasen bu hamlelerin herşey bir yana, insanlığın ortak vicdanına karşı işlenmiş ayrı bir saygısızlık tarafı vardır. Çünkü bugün işlenen bir suç karşısında sessiz kalanların, yüz on bir yıl önceki hadiseler adına insanlığa ders vermeye kalkışmaları, adalet duygusunu güçlendirmiyor; tam tersine ona iyice kastediyor.İşin enteresan tarafı, İsrail'in yıllarca soykırım kavramını sadece kendisine Holokost olarak hasretmiş olması dolayısıyla Ermeni soykırımı terkibini kabul etmeye hiç yanaşmamış olması. Sadece Ermeniler değil, başka hiçbir kavmin soykırım iddialarını hiçbir zaman dikkate almamıştır İsrail. O olayı ancak kendi soydaşları yaşamış olabilirdi çünkü.Daha doğrusu soykırım iddialarından ürettiği muhteşem politik kazanç üzerinde bile kurduğu tekeli korumayı daha fazla önceledi İsrail. Bu sayede ABD'deki Ermeni lobilerine karşı Türkiye'nin yanında duruyor gibi görünmekten dolayı Türkiye'ye sürekli bir borç da çıkardı. Böylece soykırım söylemlerinin her yanından yararlanma konusunda hayret verici bir performans gösterdi.Türkiye de yıllarca İsrail'in bu sahtekar-dolandırıcı tutumuna karşı bir borçluluk hissetti. Oysa o zaman da hep söyledik. Bu dolandırıcı tutumlarla çıkarılan borçlar karşısında Türkiye'nin yapacağı tek şey bu oyuna gelmemek, o borcu tanımamaktır. Bu sahtekarlıkları deşifre etmek, sözümona soykırım hassasiyetlerinin ardındaki ikiyüzlülüğü ifşa etmek, tamam. Tarihin konusu olan bir konudan günümüze borçlar çıkarmak ama günümüzün soykırımlarına kayıtsız kalmanın ikiyüzlülüğünü yüzlerine vurmak lazım sürekli.
5