Demokrasi ve Özgürlükler Adası (eski adıyla Yassıada) bir haftadır çok önemli bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. 50 ülkeden 150 İslam âlimi bir haftadır bütün gün "İslâmî ve İnsanî Bir Sorumluluk: Gazze" üst başlıklı yoğun istişare toplantıları düzenleniyor. Alimlerin büyük çoğunluğu başkanlığını Prof. Dr. Ali Karadaği'nin yaptığı Dünya İslam Alimleri Birliği'nin üyeleri. Türkiye'den başkanlığını Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu'nun yaptığı İslam Alimleri Vakfı ile iş birliği içinde alimlerin Gazze üzerine istişarelerini Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda yapıyor olmaları başlı başına yeterince anlamlı bir olay.
Burası Türkiye'de özgürlük için büyük ve trajik bedellerin ödendiği, insan karakterinin en aşağılık seviyesinin sergilenmiş olduğu bir yer. Bugün bu ada, insanlığa karşı en aşağılık cürümlerin işlendiği Gazze üzerine alimlerin ortaya koydukları akıl ve hikmet dolu özgürlük söylemlerine ve dualarına şahit oluyor.
Öncelikle bu toplantı haberi üzerine ilk ortaya konulan cahilce bazı tepkilere karşı şunu söyleyelim: Bu ada bir zamanlar buraya hükmeden insanlık ve özgürlük düşmanlarına karşı insanlık onurunu ihya etmek ve anıtlaştırmak üzere bir süre önce tamamen yeniden dizayn edildi. Adanın tamamı bir özgürlük müzesi, ama yanı sıra çok güzel bir otel ve kongre merkezi yapıldı. Burayı insanların gelip görmesi gerekiyor. İnsanlığın esfel-i safilinden eşref-i mahlukata kadarki yolculuklarından birinin çok anlamlı bir hikayesini buradan okumak gerekiyor.
Buraya tatile gelinmez, zevk-u sefa sürmek üzere hiç gelinmez. Burada düzenlenen kongrelerin belki başka yerlerdeki kongre merkezlerinden farkı, buraya gelenler sadece amaca odaklanmış oluyorlar çünkü insanı meşgul edecek başka hiçbir şey yok. Burası bir tatil veya eğlence yeri değil, ada olduğu halde yüzebilecek bir sahili yok, alışveriş yeri yok. Bu açıdan amacı kongrelerden veya istişarelerden en yüksek verimi elde etmek olanların tercih edebilecekleri amaca özel mükemmel bir Kongre ve konferans merkezi.
İslam alimleri de tam bir haftadır burada Gazze ile yatıp Gazze ile kalkıyor ve bu konuda yapılabilecekleri tartışıyor, ama bundan önce İslam ümmetinin, bu ümmete karşı İslam alimlerinin durumu, konumu ve imkanları tartışılıyor. Yani Gazze konuşulurken insanlar biraz da kendilerine ayna tutmuş oluyorlar. Her yerde olduğu gibi.
Gazze 700 gündür maruz kaldığı soykırım dolayısıyla, buna karşı ortaya koyduğu asil ve vakur mücadele dolayısıyla ve dünyanın bu soykırımı karşı sergilediği acizlik dolayısıyla hepimize bir yerde ayna da tutmuş oluyor.
700 gündür üç boyutlu olarak bu süreçler yaşanmaya devam ediyor. Olayların başından itibaren bu üçlü süreçte Siyonist-ırkçı-soykırımcı İsrail kendine yakışanı yaparken ona sınırsız destek olanlar olmaya devam ediyor. Dünya Siyonist düzeni İsrail'e desteğini verirken Arap liderlerinin ihaneti de her geçen gün daha açık hale geliyor. Buna karşılık Gazze halkı direnmeye devam ediyor ve yüreği yanan, bu zulmü durdurmak için üzerine düşeni yapmak konusunda içi içine sığmayan halklar ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar.
Bu konularda "elden geleni yapmak" bir anahtar kelime elbet. Elden gelenlerin fazlası bile yapıldığında bu zulüm durdurulamadıkça yapılanların anlamsızlığına dair bir algı oluşmaya laf dolaşmaya başlıyor. Bunun ne kadar tehlikeli ve ne kadar gereksiz bir ruh hali olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Şimdiye kadar yapılanların nihai netice vermemiş olması, yapılanların hiçbir etkisi ve faydası olmadığı anlamına elbette gelmiyor. "Sen bir sıkıntı yaşıyorsan onlar çok daha fazlasını yaşıyor" diye buyuruyor Rabbimiz.
Gerçekten de şu ana kadar ortaya konulan çabaların neticesinde İsrail ve ona destek veren düzen tarihi bir hezimetin eşiğine gelmiş bulunuyor. İsrail kendi sonuna doğru hızla yol alıyor. Dünyanın her yanında İsrail'in bugün karşı karşıya kaldığı eleştiriler, protestolar, boykotlar medya, siyaset, akademi ve kültür alanında da İsrail'in şimdiye kadar özenle kurmuş olduğu demir kubbelerin de nasıl delik deşik olduğunu gösteriyor. Gazze ve Filistin bugün bütün dünyada egemen sisteme karşı her türlü eleştirinin anahtar sözcükleri haline gelmiş durumda. Dünya sol hareketleri bile bugünün egemen sömürü düzenine karşı Gazze'yi yeni bir esin kaynağı olarak benimsemiş. İsrail'in bütün dünyada karşıya kaldığı bir izolasyona doğru hızla yol alıyoruz.
Bütün bunlar tabii ki Gazze'deki trajik soykırıma karşı yapılanları anlamsızlaştırmaya çalışanlara karşı söylüyorum ve elbette bütün bunların halen İsrail'i fiilen öldürmekten alıkoymaya yetmiyor olduğunu görmezden gelmemizi gerektirmez.