Suya sabuna dokunan yazılar

"Suya sabuna dokunmak" ifadesi, aslında risk alan, konforu bozan ve hakikati dile getiren metinler için kullanılır. Yani kimseyi rahatsız etmeyen değil; bilakis rahatsız ederek düşündüren yazılardır.

Bu yazılar, toplumsal sorunlara değinir, yanlışı açıkça eleştirir, menfaat, çıkar, adaletsizlik gibi konulara girer.

Hem yazanın, hem okuyanın konfor alanını sarsar.

Bu tarz yazılar çoğu zaman eleştirilir, tepki çeker, ama aynı zamanda etki bırakır. Aslında "suya sabuna dokunan yazı", "hakkı söylemekten çekinmemek" anlamındadır.

Özellikle: "Menfaat-i şahsiyeye himmeti hasretmek" eleştirisi, tarafgirlik ve taassubun reddi, vicdanın susturulmasına karşı çıkış, bunların hepsi tam anlamıyla bu kategoriye girer.

Sessizliğin bir konforu vardır. Suya sabuna dokunmak bu konforu bozar. Bedel ödetir. İnsan da en çok haksızlık karşısında sessizliğin konforuna kapıldığı anlarda kaybeder. Yani yanlışı gördüğü halde sustuğu zaman.

Bugün herkes doğruları biliyor; fakat çok azı konuşuyor. ünkü konuşmanın bir bedeli vardır. İşini kaybetmek, dışlanmak, yalnız kalmak, rahatını ve itibarını kaybetmek... Bunların hepsi bir ihtimaldir. Konuşmanın bir bedeli, varsa susmanın da bir bedeli vardır.

Peki, susmanın bedeli nedir

Her susmak fazilet değildir. Her konuşmak da cesaret değildir. Susmanın bedeli bazen vicdandadır. Eğer vicdan kalmışsa. Vicdan sustukça, yanlışlar cesaret bulur. Adaletsizlik büyür ve bir süre sonra insan, sustuğu şeyin parçası haline gelir.

Belki de en tehlikeli kötülük, yapılan değil; normalleşendir.

Suya sabuna dokunmayan yazılar; hakikati rahatsız etmeyen, hiçbir yanlışla yüzleşmeyen, kimsenin konfor alanını bozmayan yazılardır. Böyle yazılar çoğu zaman okunur ama iz bırakmaz. ünkü risk taşımaz, bedel istemez, vicdanı sarsmaz. Bu yazılarda genel geçer cümleler kurulur, herkesin kabul edeceği kadar yüzeysel kalınır, problemin adını söylemekten bile kaçınılır, sistem, nefis veya modern alışkanlıklar eleştirilmez, netice de okuyanı rahatsız etmek yerine uyuşturur.