Yeni bir enflasyon türü bu

Enflasyon, deflasyon, stagflasyon derken şimdi savaş kaynaklı enflasyon anlamına gelen yeni bir enflasyon türü çıkmış.

"Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası var" diyorlar.

Adına 'warflation' deniyor.

Diğer enflasyon türlerinden daha tehlikeliymiş.

Trump'la Netanyahu'nun temsilciliğini yaptığı örgütlü kötülüğün (Siyonist sermaye) sessiz kalan dünyaya hediyesi diyelim!

Bununla savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor.

Yeni enflasyon türünde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyormuş.

ABD ve İsrail'in hukuk tanımazlığı devam ederse İran'ı, Filistin'i, Lübnan'ı vurmaya devam ederse, Gazze'de bir milleti açlıkla yok etmeyi sürdürürse bu alçaklığın faturasını tüm dünya milletleri ödeyecek.

Önce yoksullaşan halklar sonra şirketler sonra devletler.

Giderek büyüyen ham petrol kıtlığı tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açacak.

**

Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar.

İstanbul Ticaret Odası İTO Başkanı Şekib Avdadagiç'e göre temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı.

Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor.

**

Küresel ekonomideki mevcut durum Türkiye açısından ne anlama geliyor

Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içeriyor.

İş dünyası temsilcileri ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyor.

İş dünyasının temsilcileri ekonomide oluşacak yeni dönem için hükümetten beklentilerini de şöyle sıralıyorlar;

"2026'nın ilk çeyreğinde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldı, ithalat ise yüzde 4,7 arttı.

Türkiye'nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyon giderek açıldı. Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7'ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70'e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız".

**

İş dünyasının temsilcisi, ekonomi yöneticilerinden beklentisini de şöyle açıklıyor; "Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz."