Tutunanlar

Bu hikâye Balkan Savaşı başladığında Selanik'ten maddi her türlü varlığını orada bırakarak önce Manisa'ya kaçan sonra orada geçim sıkıntısı yüzünden İstanbul'a göç eden bir muhacir ailenin hikayesi.

Sene 1933.

Hikâyeyi anlatan adam bu dedenin torunu Erhan Erken.

O da dedesi ve babası gibi çok meslek değiştirenlerden.

Şu an İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı.

"Bir hayat birkaç semt" isimli kitabında İstanbul'da yaşamanın hikayesini anlatıyor.

"Rahmetli babamın anlattıklarından aklımda kaldığı kadarıyla Osman dedem İstanbul'da birçok iş yapmayı denemiş.

Bir dönem Aksaray'da uzunca bir süre İSKİ'nin bulunduğu yere yakın bir yerde bir bakkal dükkânı açmış. Bu herhalde ilk işlerinden bir tanesi.

İlk başlarda çok iyi giden işler bizim bakkal dükkanının yakınlarında daha büyük başka bir bakkal veya bugünkü karşılığı olarak bir market açılması ile durgunluğa girmiş.

İktisadi hayatta kurallar her dönem benzer şekilde işliyor.

Nasıl ki bugün büyük marketler ve AVM'ler bulundukları muhitte küçük esnafın işlerine menfi tesir ediyorsa o zaman da aynısı vuku bulmuş. Dedem bu rekabete dayanamamış ve dükkanını kapatmış.

Yine bir dönem birkaç ortakla peynir ve yoğurt imalatına girmiş. İzmit civarında imalat yapıp mavnalarla ürünlerini Eminönü'ne getiriyorlarmış.

Fakat o iş de istedikleri gibi olmamış.

Bu aralar sıhhati bozulmaya başlamış ve bugün Eminönü'nde, İstanbul Ticaret Odası'nın bulunduğu bölgede mevcut olan karpuz halinde, bir ortağı ile birlikte çay ocağı işine girmiş.

Babamla ondan bir büyük amcam ilkokula giderlerken dedemin çay ocağına yardıma giderlermiş.

Babamın anlattığına göre bir gün öğretmenleri iki kardeşi kenara çekip, "Bana bakın böyle giderse ben size bir tane karne vereceğim. Okula gün aşırı geliyorsunuz. Böyle olur mu" demiş.

Çünkü aralarında bir yaş olmasına rağmen iki kardeş te aynı sınıfta imişler ve bir gün biri ertesi gün öbürü sabah çay ocağının ateşini yakmak için babalarının yerine işe gidiyorlarmış.

Babam daha sonra da vefatına kadar dedemin yanında devam etmiş.

Dedem 1947'de vefat edince babamlar çay ocağını ortaklarına devretmişler ve ondan sonra babam başka alanlara kaymış.

Taksicilik ve bir dönem Fatih Kıztaşı'nda bakkallık yapmış.

Rahmetli babam evlenmeye yakın zamanlarda (1960'ların başı) amcamların da teşviki ile Kapalıçarşı'da kuyumcu dükkânı açmış ve 1977 yılına kadar kuyumculuk yapmış.

Daha sonra Fatih Yavuz Selim'de bir yer satın alıp Emniyet Amirliğinin karşı sırasında yine kuyumcu dükkânı açtı.

1980'li yılların anarşik ortamında çokça vuku bulmaya başlayan hırsızlık olaylarından çekinerek o dükkânı 12 Eylül ihtilalinden az zaman evvel kapattı.

Dört erkek kardeş olan babamların en küçükleri olan Necmi amcam da bir dönem kuyumcu imalatı yaptı.

O da çok farklı ve ilginç işlerle iştigal etti.

Hatta bir dönem Almanya'ya bile çalışmaya gitti.

Onun ilginç işleri arasında bugün kalabalıktan adeta adım atılamayan Şirinevler'de bir yazlık sinemayı bile hatırlarım.

Genişçe bir çayırlığın ortasında bir yazlık sinema.