Şirketler yazıyor devletler oynuyor

Yeraltı zenginlikleri çok olan özellikle İslam coğrafyasındaki ülkelerde savaşları, batılı zengin ülkelerin arkasındaki Siyonist küresel şirketler tasarlıyor, ABD ve İsrail gibi tetikçi devletler uyguluyor, bedelini de halklar ödüyor.

Her savaşta devletler zayıflarken küresel şirketler güçleniyor.

Devletler zayıfladıkça küresel şirketlere daha da mahkûm hale geliyor.

Petrol ve doğalgaz şirketleri, ABD ve İsrail'in İran'a saldırısının ilk iki ayında fazladan 150 milyar doları aşan kâr elde etmiş.

Çözüm nedir

Dünyayı yaşanmaz hale getiren, kirleten küresel sermayenin reklamlarla dayattığı bütün ürün ve hizmetlerinden vazgeçmek, pahalı da olsa küçük ve yerel üreticileri tercih etmek.

Ne zamana kadar

Küresel şirketleri bitirene kadar.

Küreselleşme yolundaki yerel şirketler de çok masum değil, birçoğu fırsatçı.

Ama onlara sonra sıra gelecek.

Önce insanlığın ortak düşmanlarına odaklanmak gerekiyor.

Büyük düşman varken küçüklerle uğraşılmaz.

Çözüm konusunda farklı önerileri olanlar da var.

350 Türkiye, Değişim Elçileri çözüm olarak, "Ya kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtların neden olduğu bu fiyat şoklarına mahkûm kalmaya devam edeceğiz ya da güneşimizle, rüzgârımızla kendi enerji bağımsızlığımızı inşa edeceğiz." Diyorlar.

**


İklim değişikliğiyle mücadele alanında çalışan 350.org'un güncel verilerine göre, İran savaşının ilk 60 gününde yaşanan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani artış, Türkiye'ye de fazladan 3 milyar dolarlık (2,96 milyar dolar – 3,12 milyar dolar) bir ekonomik yük getirmiş.

**


"Cebimiz Yanıyor: Fosil Yakıtlar Haneleri ve Ekonomileri Nasıl Tüketiyor" adlı rapora göre küresel olarak hanelerin fosil yakıt maliyetleri sebebiyle her yıl fazladan 12 trilyon dolar yüklendiğini gösteriyor.

Yakıt fiyatları her fırladığında, hükümetler halka bunun "kimsenin elinde olmayan küresel bir şok" olduğunu söyler.

Oysa bu rapor madalyonun öteki yüzünü gösteriyor.

Güney Batı Asya'daki savaş petrol ve gaz fiyatlarını zirveye taşırken; Pakistan'dan Güney Afrika'ya, ABD'den ötesine kadar haneleri ve ülke ekonomilerini darboğaza sokuyor.

Bu sadece "kötü şans" değil; sistemin tam da bu şekilde işlemek, bu statükoyu korumak ve bu süreçte bir avuç şirketi olağanüstü zengin etmek üzere tasarlanmış olmasının bir sonucudur.

Sıradan insanlar, fosil yakıtların bedelini aslında üç kez ödüyorlar.

Birincisi, vergileriyle: Hükümetler kamu kaynaklarını sübvansiyonlara aktarıyor; ancak bu paranın her 1 dolarının sadece 8 senti en yoksul %20'lik kesime ulaşıyor. Faydanın aslan payını zenginler alıyor.İkincisi faturalarıyla: Savaş, ambargo veya arz kesintisi nedeniyle petrol fiyatları her yükseldiğinde; ithalata bağımlı haneler, hiçbir koruma kalkanı veya tasarrufu olmaksızın yakıt, gıda ve ulaşım maliyetlerindeki bu şoku doğrudan göğüslemek zorunda kalıyor.