Aralarında bir işadamının olduğu üç kişi yola çıkar; geceyi geçirmek için bir mağaraya girerler. Derken dağdan bir taş düşer ve mağaranın ağzını kapatır. Bunun üzerine: "Bizi buradan yaptığımız iyilikleri hatırlayarak dua etmekten başka hiçbir şey kurtaramaz." derler ve her biri yaptığı en doğru işin hikayesini anlatmaya başlar.
İçlerinden birisi: Allah'ım, benim ihtiyar bir annem ve babam vardı.Akşam, onlardan evvel ne çocuklarımı doyurur ne de hayvanlarıma bakardım. Günün birinde odun toplamak için uzaklara gitmiştim.
Fakat geldiğimde onları uyumuş buldum.
Onları uyandırmayı ve onlardan evvel ailece süt içmeyi hoş görmedim.
Çanak elimde olduğu hâlde uyanmalarını bekledim.
Nihayet sabah oldu.
Çocuklarım ayaklarımın altında açlıktan ağlıyorlardı.
Derken annem babam uyandılar ve sütlerini içtiler.
"Allah'ım, eğer ben bu işi senin rızan için yapmışsam, bu taş yüzünden başımıza gelen sıkıntıyı bizden uzaklaştır" der.
Mağaranın kapısını kapatan kaya bir parça açılır, ancak çıkılacak gibi değildir.
İkincisi şöyle der:"Allah'ım, amcamın bir kızı vardı ve ben onu herkesten çok seviyordum.
(Bir rivayete göre; bir erkek bir kadını ne kadar sevebilirse ben de o kadar
seviyordum.)
Onunla birlikte olmak istedim, ne var ki teklifimi kabul etmedi.
Bir kıtlık senesi zorda kalınca bana başvurdu; kendisini bana teslim etmesi şartıyla ona yüz yirmi altın verdim.
Kabul etti.
Bu fırsatı elde edince amcamın kızı kendini teslim etmeden önce, "Allah'tan kork, bana dokunma" dedi.
Ben de (Allah'tan korkarak) bu çok sevdiğim kızdan uzaklaştım; verdiğim altınları da ona bıraktım.
Allah'ım, eğer ben bu işi sırf senin rızanı kazanmak için yapmış isem içinde bulunduğumuz sıkıntıyı üzerimizden defet" diye yalvarır.
Mağaranın girişindeki taş bir parça daha açılır; fakat yine çıkılabilecek gibi değildir.
Üçüncü şahıs da şöyle der:"Allah'ım, ücretle işçiler tuttum ve ücretlerini verdim, yalnız biri ücretini
almadan bıraktı gitti.
Onun ücretini çalıştırdım; onun hesabına ayırdığım mal çoğaldı.
Bir müddet sonra o adam yanıma gelerek: "Ey Allah'ın kulu! Ücretimi ver" dedi.
Ben de: "Şu gördüğün develer, öküzler, koyunlar ve köleler senin alman gereken
ücretten çoğalmıştır; hepsini al götür" dedim.
O da: "Ey Allah'ın kulu, benimle alay etme" dedi.
Ben: "Seninle alay etmiyorum, gerçeği söylüyorum" dedim.
Bunun üzerine malları aldı ve hepsini sürüp götürdü; geriye hiçbir şey bırakmadı.
İlahî, eğer ben bunu senin rızan için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıyı üzerimizden defet" der.
Kaya, mağaranın ağzından kayar ve onlar da çıkıp giderler.
**
İmam Nevevî (1233-1277), adaleti savunması ve ilmi derinliğiyle "Hadis âlimlerinin efendisi" olarak anılıyor. Nevevî'nin 1900 hadisin yer aldığı Salihler Bahçesi (Riyâzü's-sâlihin) adlı eserinde, toplumsal önceliklerimiz ve bireysel hakkın önemini anlatan iş dünyasına rol model olacak aralarında bir işverenin de bulunduğu 3 kişinin hikayesinin anlatıldığı bir hadis bu.

18