Ekonomik alanda küresel eşitsizliğin derinleştiği ve siyasal gücün ekonomik gücün elinde oyuncak olduğu Davos'ta açıklanan bir araştırma raporu ile açıkça ortaya kondu.
Dünya Ekonomik Forumu öncesinde kamuoyuna duyurulan Oxfam raporuna göre, dünyadaki en zengin 12 dolar milyarderi, insanlığın en yoksul yarısını oluşturan yaklaşık 4 milyar kişiden daha fazla servete sahip.
Milyarderlerin serveti önceki beş yıla kıyasla üç kat daha hızlı büyümüş.
Buna karşın küresel yoksulluğun azaltılması süreci, 2020'deki pandemi sonrasında belirgin biçimde yavaşlamış.
Raporda, düşük vergi politikaları, siyasi nüfuz ve medya üzerindeki ekonomik kontrol sayesinde ultra zenginlerin devlet kurumlarına erişim sağladığı, bunun da siyasi özgürlükleri aşındırdığı vurgulanıyor.
Oxfam raporu devletlerin ultra zenginlerin elinde oyuncağa dönüştüğünün en açık belgesi.
**
Financial Times başyazarı Martin Wolf, Davos'ta Bloomberg HT'ye ABD'de Donald Trump'ın ikinci kez seçilmesiyle birlikte küresel düzende yaşanan kırılmayı, güven krizini ve ülkelerin artan jeopolitik risklere karşı nasıl harekete geçtiklerini değerlendirirken açıklamalarından yeni bir dünya düzeninin adımlarını da görebiliyorsunuz.
Davos'ta konuşulanlardan ve FT yazarının değerlendirmelerinden eski ve yeni düzenin işaretlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz;
Küresel sistem uzun süredir devam eden entegrasyon döneminden uzaklaşarak yeni bir kırılma sürecine girdi.
ABD'de Trump'ın ikinci kez seçilmesi, küresel dünyada İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ittifak ve ticaret düzenine yönelik belirsizliği artırdı.
Trump'ın yaklaşımı, "Ne iyi görünür" sorusundan çok "Ben bundan ne kazanıyorum, bana ne teklif edeceksin, bana ne kadar para vereceksin" ekseninde şekilleniyor.
Bu durum ABD'ye yönelik güveni zayıflattı.
Ülkeler arası karşılıklı güven küresel entegrasyon döneminde temel unsur oldu ancak artık "silahlandırılmış karşılıklı bağımlılık" dönemine girildi.
Bu mevcut düzenin sona erdiğinin en net ve açık göstergesi.
Kanada Başbakanı Mark Carney'nin de söylediği gibi, artık kimse Trump güzünden ABD'ye güvenmiyor.
Bu güvensizlik Trump'ın Gazze soykırımına açık desteği ve İsrail'e koşulsuz desteği ile dip yapmıştı.
Venezuela Devlet Başkanı ve eşini kaçırmasıyla ülkeler karşısında saygısını sıfırladı.
Trump'tan önce de ABD'nin başka ülkelere olan saldırgan tavırlarından güvenin silaha dönüştürülebileceği hissediliyordu, Ukrayna Rusya savaşı ile netleşti.
**
Özellikle dolar merkezli finansal sistemin yaptırımlar yoluyla bir baskı aracına dönüşmesi ülkeleri endişelendirdi.
Ülkeler kırılganlıklarını azaltmak amacıyla daha kapalı ve temkinli pozisyonlar almaya başladı.

12