Kendi kavramlarından kopukluk fikri yapımızı da etkiliyor. İslam'ın bazı temel kavramları anlamlarından uzaklaşarak daralmış veya değişmiş, sosyal medyanın müdahalelerine maruz kalmıştır. Öncelikle, değerlerin bilinmesi ile değerlerin yaşanması arasındaki kopuşa dikkat etmemiz gerekiyor. Değerlerin tamamen terk edilmesinden ziyade, değerlerin gündelik hayatta davranışlara yansımadığı görülmektedir. Yani sorun, değerlerin yokluğundan ziyade bireysel ve nihayetinde toplumsal düzlemde davranışı yönlendirme gücünü kaybetmesidir.
Diğer taraftan, ihtiyaç kavramı da dönüşmüştür. Geleneksel İslam ahlakında ihtiyaç; hayatı sürdürebilmek, onuru koruyabilmek ve toplumsal dengeyi bozmayacak ölçüde yaşamı devam ettirebilmekle ilişkili iken, modern tüketim toplumunda ise ihtiyaç her isteğin yerine getirilmesine dönüştü. Sosyal medya her şeyi yaydı. Doğru ve yanlışlığına bakmadan.
Hadis-i şerifte yer alan "Kişiye günah olarak, duyduğu her şeyi söylemesi yeter" ifadesi, özellikle dijital medyada bilgi paylaşımının ahlaki sınırlarını belirleyen temel bir çerçevedir.
Temel kavramları, dinin sabiteleriyle değişkenler de yer değiştirir hâle getirildi.
Sünnet; başta, Resulullah'ın örnekliği, amel ve fiili iken, sonra basite indirgendi.
Şeriat; başta, iman, ibadet, ahlak ve muamelat dahil olmak üzere dinin karşılığı idi, sonra amelî hükümlere, hatta en sonunda ceza hükümlerine dönüştü ve manası daraldı.
Din; başta, hayatın her alanını kapsayan ilahî bir usul/yöntem iken, sonra sadece itikad hükümlerini içine alan bir anlama dönüştü. Hatta sonraları çağdaş dönem sonrası din, sadece iman, ibadet ve ahlak hükümlerini içeren, hayata sokulmayan vicdanlara hapsedilen duyguya dönüştürüldü.

11