Vehn krizlerinden kurtulalım!
Yaşar Değirmenci
Bu krizlerden kurtulmadan iflah olmayız.
Hz. Sevban anlatıyor: Rasûlullah buyurdular ki:
"Diğer milletler, tıpkı sofraya yemek için üşüşen insanlar gibi sizin üzerinize üşüşecekler." Bunun üzerine sahabiler şaşkınlıkla sorarlar: "Ya Rasûlullah, o gün sayımız çok mu az olacak" Efendimiz: "Hayır" der. "Bilakis, o gün sayınız çok olacak. Fakat siz bir akıntıyla sürüklenen çer-çöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek, sizin kalbinize de 'vehn' verecek." Bunun üzerine sahabelerden biri sorar:
"Vehn nedir ya Rasûlullah" O da buyurdu ki: "Dünya sevgisi ve ölümü sevmemek, ondan nefret etmek."
Peygamber Efendimizin hadisinde bahsedilen "vehn" büyük bir dünyevileşme krizidir. "Vehn" ahirete karşılık dayanılmaz bir şehvetle dünyayı tercih etme krizidir.
"Vehn" dünyalık kazanımlarını kaybetmeme adına büyük bir cesaretle ahiret kazanımlarını gözden çıkarabilme girişimidir.
"Vehn", ileri düzeyde bir ırkçılık ve mezhepçilik sendromu yaşayan ümmetimizin işbirlikçiliğe razı olup ulusal kazanımları adına Müslüman kardeşlerini feda etmeyi göze alabilme kararlılığıdır.
Dünya Müslümanları olarak sayımızın çokluğuna, coğrafyalarımızın her türlü stratejik imkânlarına, petrolümüze, su kaynaklarımıza, maden yataklarımıza, genç nesillerimize rağmen halen ezilmemiz, sömürülmemiz, katledilmemiz ümmetimizin içine düştüğü bu büyük "vehn" krizinden dolayıdır.
Peygamber Efendimizin, "Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek" uyarısında olduğu gibi artık düşmanlarına karşı korku salamayan bir ümmet haline geldik.
Düşmanı korkutacak siyasi ve askeri birliktelikleri oluşturamadığımız gibi ümmetimizi faizci, kapitalist sistemin sömürüsünden kurtaracak kendi ekonomik birlikteliklerimizi ve ekonomik sistemlerimizi de kuramadık. Koca İslam ümmeti olarak faizci kapitalist nizama ve onların para sistemine mahkûm olduk.
"Gönül okşayan nefsanî arzular, özellikle kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşlere, soylu, alnı akıtmalı, ayakları sekili, eğitimli, asil, nışanlı yılkı atlara, sağmal hayvanlara, ekinlere, gelire, kazanca düşkünlük, insanlara, süslenip güzel gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki aydınlık bir ömürlük güzel bir yol, güzel bir hayat Allah katındadır." (3 Âli İmran 14)
Peygamber Efendimizin "Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin en büyük fitnesi de maldır." Hadisi şerifinde belirtilen mala, mülke, dünyalık makamlara, sarıldık.
Dünyevileşme hastalığı bizleri öylesine sardı ki amansız bir "vehn" hastalığına tutulduk. Sonunda düşmana karşı mücadele edecek ne takatimiz ne de heyecanımız kaldı. Son günlerde gündeme oturan, bir sürü tanınan bilinen sanatkâr, futbol dünyasından, milliyetçi muhafazakâr olarak bilinenlerin yakalandığı Esrar, eroin, alkol ve madde bağımlısı Müslümanları AMATEM'e götürüp tedavi ettirdik diyelim; peki ya bizim mal, makam, mevkii, koltuğa, lüks ve gösterişe, dünyaya yani maddenin bizzat kendisine bağlanmış Müslümanları bu hâlden kim tedavi edip kurtaracak
Marka başörtüleri, siyah gözlükleri, yüksek topukları ve lüks cipleriyle gecelere akan, bir konser biletine milyarlar saçan, hiçbir tesettür defilesini kaçırmayan, pahalı telefonlarıyla TikTok videosu çeken, tüm özel hayatlarını Instagram'a açan, kınadığımız ne varsa başına İslami ibaresini koyarak yapan, kadının marka ve lüks bağımlısı tesettürlü Müslüman kızlarımızı kim tedavi edecek

11