"Bir yöneticinin hayra yönelişini destekleyen Allah, ona doğru dürüst yardımcılar nasip eder. Bu sayede eğer o (sorumluluğunu) unutursa onlar hatırlatırlar. Ama sorumluluğunun bilincindeyse, ona var güçleriyle yardımcı olurlar. Öte yandan bir yönetici şerre yönelirse, Allah da onun bu yönelişine izin verir ve onu yanlış yardımcılarla baş başa bırakır. Eğer o (sorumluluğunu) unutursa o yardımcılar ona hatırlatmazlar. Yok eğer sorumluluğunun bilincindeyse, onu ifa etmek için asla yardımcı olmazlar." Allah Resulünün her yöneticinin kulaklarına küpe olması lazım gelen bu öğütleri, gerçek başarının sırrı olarak görülmelidir.
Kur'an-ı Kerim'de tevhid ve şirk bahislerinden sonra üzerinde en çok durulan konu, Mü'minlerin kâfirlerle mesafeli durmaları, bu mesafenin de korunması mecburiyetidir. Hangi mülahaza ile olursa olsun bu hakikat örtülemez. Yaşadığımız çağın bize açtığı problemlerden biri, küfür ehli ile beraberliğimizi sorunsuz, engelsiz duruma getirecek şartlara itilmiş olmamızdır. Kitabımız Kur'an-ı Kerim, kâfirlerle dostluğu, onların mü'minlere karşı oluşlarına rağmen beraber hareket etmelerini önemli bir akide sorunu olarak önümüze konmakta ve iman ile ilgili kavramlarla da dikkat çekilmektedir. Küfür cephesinin İslam'a ve Müslüman'a bakışında hiçbir değişiklik yoktur. Onların içlerindeki kin ve imha ruhu değişmemişken hatta daha derin bir şekilde sistemleşip örgütlenmişken, bu plan ve projelerini emperyalist devletlerin himayesinde yürütürken mü'minlerin direkt veya dolaylı bunların emrine girmeleri, aradaki mesafeyi kaldırmaları, menfaatleri uğruna onlarla hemhal olmaları ibretliktir. Bizden istenen, akidemizin gereğini yerine getirmek ve imanımızı zedeletmemektir. Mü'minler var iken, onlarla beraber dinimize hizmet etme imkânı duruyorken, kendi din kardeşlerini bırakıp, ellerinden gelse Müslümanları bitirecek insanlardan, nasıl medet umulabilir Bu sebepledir ki Müslüman'dan istenen, küfrün ve şirkin etkisi altında kalmadan Müslüman olarak yaşayıp, ölmektir.

4