Ramazan ayının on günü geçti. Her Ramazan'da olduğu gibi çabuk geçiyor. Değerlendirmemiz, istifade etmemiz gereken en önemli günler. Şuurlu bir Müslüman olmanın, nefs muhasebesi yapıp ebedî hayatı kazanmamızın günleri. Ramazan'dan sonra da amellerimiz İslâm'ın hayata hâkimiyetin yayılmasının vesilesi olsun.
Peygamber Efendimiz; pisliğe değil temizliğe, zulme değil merhamete, ırkçılığa değil kardeşliğe, harama değil helale dayanan İslam medeniyetinin temellerini Kur'an'ın nazil olduğu Ramazan ayında atmıştır. Peygamberimizin bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de yeryüzünde Kur'an ve sünnete dayalı bir medeniyet kurmak için gayret etme sünnetidir.
Peygamber Efendimiz; içkiyi, kumarı, zinayı, faizi sıradanlaştıran cahiliyeye karşı, ateşe tapan İran'a karşı, insanları arenalarda aslanlara yem eden Roma'ya karşı Kur'an'ın emrettiği ahlâk ve adalete çağırısına yine bir Ramazan günü başlamıştır. Peygamberimizin bu sünneti gereği Müslümanlar olarak, Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de içkiye, kumara, zinaya, faize, rüşvete, torpile, adam kayırmaya ve kula kulluğa karşı ahlaka ve adalete çağırma sünnetidir.
Sadece Kur'an okuyup mukabelede bulunmak, yalnızca ibadetlerle değerlendirmek yeterli değildir. İslâm bizim için hayat tarzı olduğuna göre hayatımızı İslam'a göre yaşayıp boşluk bırakmamalıyız. Bilhassa unutulan, ihmal edilen sünnetin ihyası da asli vazifelerimizdendir. İslâm; sadece bireysel hayattan ibaret olmadığına göre sosyal ve kamu hayatına da çeki düzen vermenin programlarını hayata geçirmeliyiz.
Peygamber Efendimiz; güçlünün hep haklı olduğu, adaletin zenginler ve makam sahipleri için bir anlam ifade etmediği, kanunların sadece zayıflara karşı uygulandığı cahiliye medeniyetine karşı esaslı bir başkaldırı olan Bedir Savaşı'nı yine bir Ramazan günü yaparak hak ve adalet yolunda büyük bir zafer kazanmıştır. Peygamberimizin bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de haksızlığa ve adaletsizliğe karşı Müslümanca bir tavır, mümince bir duruş sergileyebilme sünnetidir. Mümin şahsiyetini yaşama ve yaşatma sünnetidir.
Peygamberimiz, Mekke'yi bir Ramazan günü fethetmiştir. Bu fetihle birlikte cahiliyenin siyasi, ekonomik ve sosyal bütün düzenlerini yerle bir edip yerine İslâm medeniyetini inşa etmiştir. Şirk düzenini yıkıp yerine tevhit düzenini, zulüm düzenini yıkıp yerine adalet düzenini kurmuştur. Peygamber Efendimizin bu sünneti gereği, Müslümanlar olarak Ramazan ayında yeniden hatırlayacağımız en önemli sünnetlerden birisi de hakka, adalete ve tevhide dayalı bir dünya kurma vazifemizdir. Putperestlikle mücadele sünnetidir.
Peygamber Efendimiz, Mekke'yi fethetmesinin hemen ardından Kâbe'nin anahtarlarını getirtmiş ve Kâbe'ye girerek burada bulunan bütün putları bizzat yıkmış ve yıktırmıştır. Halid b. Velid'i 30 süvariyle birlikte Uzza putunu yıkmaya, Sa'd b. Zeyd el-Eşhelî'yi 20 süvariyle birlikte Menat putunu yıkmaya göndermiştir. Fetihten sonra Mekke'de herkesin evinde bulunan şahsi putunu imha etmesini istemiş ve bütün putları yok etmek için bir Ramazan gününde emir vermiştir. Peygamberimizin bu sünneti gereği Müslüman olarak Ramazan ayında yapacağımız en önemli sünnetlerden birisi de başta el âlem ne der düşüncesini yerine Allah ve Peygamberi ne der ölçüsüyle hareket etme sünneti yerleştirmektir. Bizi Allah'a kulluktan alıkoyan güç ve makam putunu, servet putunu, şehvet ve şöhret putunu, konfor ve lüks putunu, kazanımlarımızı kaybetmeyelim putunu, dengeleri koruma putunu kırmak olacaktır.

15