Rabbim dünyadaki bayramlarımızı, ahiretteki ebedî bayramlarımızın müjdecisi kılsın

Kurban; hayatın her anında Hakk'a yakınlaşma (kurbiyet) çabası olarak görülmelidir.

Kulluk, kurban ve kurbiyet birbirini bütünleyen üç kavram. Kurban tevhid ve takva ile temellendirilince gerçek anlamını buluyor. Kurban öğretisinde öne çıkan kurbanın eti değil, kesenin niyetidir. Kurban bir tespit. Bir tercih. Bir teslimiyettir. Hangi teslimiyet özgürleştirir, hangi itaat köleleştirir Bunun muhasebesi için kurban tasavvurunu doğru idrak etmek durumundayız. İnsan neyi, ne uğruna feda eder İnsan bazen vererek çoğalır, vazgeçerek özgürleşir, paylaşarak arınır. Kurbanın nihai anlamı, yalnızca bayram günlerinde icra edilen bir vecibe değil, insanın hayatta nerede durduğunu, tarafını kimden yana belirlediğinin sembolünü gösterir.

Seküler kulvarlara savrulan Müslüman zihin işgali ve şuurunu yitirme riski altında. Birçok konu ve kavramda olduğu gibi kurban konusunda da en net ve en nitelikli tanımlamayı bize sunan Gazze oldu. Gazze mektebinden şunu öğrendik; insanlar iki kısımdır: Kurbanlaştırılanlar. Kurban olmanın erdemini taşıyanlar. Kurbanlaştırılma ile kurban olmayı göze alma arasındaki kritik ayrımı tüm netliği ile ortaya koyan Gazze oldu.

Filistin kurbanlaştırılmaya ilk günden beri itiraz ediyor. Ölümden anlam üretiyor. Çoğu zaman ölümleri hayatlarından daha çok etki bırakıyor.

Gazze bugün, kurbanlaştırılmış bir coğrafya değil, hâkim/egemen sistemin oyununu bozan, uykusunu kaçıran bir meydan okuma okulu.

Katliam, mezalim, vahşet bir toplumun topyekûn kurban edilmesi ama yine de şer güçlerin hesabı tutmuyor. Bir deri, bir kemik kalsalar da direnişlerini kaybetmeyen, direnişten vazgeçmeyen; şehadet, sebat, haysiyet, özgürlük ve iman ile varoluşlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Gazze Allah'tan başkasına kurban olunamayacağının dersini veriyor.