Okuduğumuz ayetlerin manasını öğrenip amel edelim(2)

Okuduğumuz ayetlerin manasını öğrenip amel edelim(2)

Yaşar Değirmenci

Bizi istikâmet üzere tutan ayet ve hadislerle amel edelim, iyilikleri ertelemeyelim!

Ankebût Suresi'nin 46. Âyetin hükmünün evrensel olduğunu söyleyen Taberî gibi âlimler; İslâm'ın öngördüğü genel toplumsal ilişki biçiminin barışçı ilişki olduğunu, bu ayette ve Cebrail'in sözünde sıralanan erdemlerin de bu barışçı ilişki biçimini oluşturan erdemlere birer örnek olduğunu düşünmüşlerdir.

Ünlü müfessir Zemahşerî: "İnsanların sana yönelik olumsuz eylemlerini, gayri ahlâkî tutumlarını ve başka türlü kötü hal ve hareketlerini dert edinme. Onlara külfet yükleme, kolaylaştırıcı ol, sert davranma, onlara zor gelecek, sıkıntı verecek işler isteme ki senden nefret etmesinler."

Bu ayeti âlimler yorumlarken insan ilişkilerinde ahlâkî ilkeleri sıralayan şu hadisi aktarır:

"Rabbim bana dokuz görev emretti: Gizli ve açıkta dürüst ve samimi olmamı, sâkinken de öfkeliyken de adaletli olmamı, zenginken de yoksulken de tutumlu olmamı, bana kötülük edeni benim affetmemi, benden kopanı benim aramamı, benden esirgeyene benim vermemi emretti. Konuşmamın anlamlı, susmamın fikirli ve bakışımın ibretli olmasını istedi."

İslam'ın insanlığa sunduğu "en güzel" inanç ve hayat biçimini, vadettiği huzur ve barış ortamını, Ehl-i Kitap başta olmak üzere tüm insanlığa "en güzel bir şekilde" takdim edebilme niyazını unutmayalım.

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki:

"Sizler insanlara, mallarınızla veremediğiniz rahatlığı güler yüzünüz ve güzel ahlâkınızla veriniz."

Tefsirlerde bu ayet yorumlanırken şu üç bilgi aktarılır:

1. Bu ayeti getiren Cebrail, Hz. Peygamber'in sorusu üzerine, "(Ayette) Allah, sana kötülük edeni senin affetmeni, senden esirgeyene senin vermeni, senden uzaklaşana senin ulaşmanı emrediyor" demiştir.

2. Câfer-i Sâdık, "Kur'an'da erdemleri bu ayetten daha fazla içeren başka bir ayet yoktur" demiştir.

3. Ayetteki 'urf'kavramı, insanî ilişkilerde barış vesilesi olan bütün yapıcı davranışları kapsar.

Âlimlerin ortak tavsiyeleri de "affın sağladığı mutluluğa cezalandırma yoluyla ulaşılamayacağını, bu erdemin insana toplum içinde itibar kazandıracağını" belirtirler.

Özellikle cezalandırma gücü ve imkânı bulunanların affı tercih etmelerini saygıdeğer bir davranış olarak nitelemektedir. Bu tavsiyeleri yerine getirirken de İyilikleri ertelemeyelim.

İyi işlerde, ibadette, Allah'a yönelişte, tövbede acele etmek gerekir. Çünkü hayat ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçektir. Yarın çok geç olabilir

Çünkü kimse beş dakika sonrasının kendisine ne hazırladığını bilemez. Hayat ne kadar gerçekse ölüm de o kadar gerçektir. Peygamberimizin, "Kabirleri ziyaret edin. O size ölümü hatırlatır" emri hâfızamıza/belleğimize bu gerçeği yerleştirme amacını taşır.

Bizler nefsimizin arzularını yerine getirmekte çok aceleciyizdir. Çoğu kez helal veya harama bakmadan nefsimizin isteklerine boyun eğeriz. İçimizdeki temiz duygular bizi doğruya yönlendirmek istediğinde bu temiz duyguları basit bir şekilde sustururuz. "Daha vakit var" deriz. Doğru olan, vaktini beklemeden vakti kollamak olmalıdır. "Erteleyenler helak oldu" boşuna söylenmemiştir.

Hz. Ukbe anlatıyor: Bir seferinde Peygamberimizin arkasında ikindi namazını kıldım. Peygamberimiz selam verip namazı bitirdi ve sonra hızla kalkıp evine girdi. Biz de O'nun bu tavrından dolayı endişelendik. Peygamberimiz biraz sonra döndü. Bizlerin endişelenmiş olduğunu anlayınca şöyle buyurdu: